Sadece masallarda olur sanır insan;
Göğe uzanan umutlar,
Bir bakışla iyileşen yaralar,
Bir kalbin, başka bir kalpte
Yuva bulması gibi mucizeler…
Ama yine de inanır bazıları,
Masallardan ödünç alınmış bir cesaretle,
Gerçek hayatta da
Bir elin, diğer eli bırakmayacağına.
Aşk’a inananların en büyük çıkmazıdır bu;
İnanmakla yanılmak arasındaki
İnce, görünmez çizgide yürümek…
Kalbin, akla rağmen
Hep biraz daha ileri gitmek istemesi.
Keyifler değildir yaşamı değerli yapan,
Bir kahkaha, bir gün batımı,
Bir fincan kahve değildir asıl mucize…
Yaşamdır, o anlara anlam veren,
Onları kalpte biriktiren,
Ve sonra hatırladıkça
İnsanı yeniden yaşatan.
O’nunla birlikteyken
Dünya’yı yıkabileceğine inanır insan;
Omzuna yaslandığında
En ağır yükler hafifler,
En karanlık yollar
Bir anda aydınlanır.
Ama bir gün
Dünya’yı başına yıkıp gittiğinde O,
Sessizlik çöker kalbin üstüne,
Ve insan,
Kendi enkazının ortasında durup
Şunu fısıldar içinden:
“Bir daha…
Gerçekten sevebilir miyim?”…
Belki de hayat,
Masallarla gerçek arasında
Sürekli gidip gelen bir yolculuktur.
Kırıldıkça öğrenir insan,
Kaybettikçe anlar,
Sevmenin ne kadar insani,
Ne kadar cesur bir şey olduğunu.
Ve bir gün,
Yaraları kabuk bağlamış bir kalple
Yine bakar hayata…
Masallara değil belki,
Ama hala sevmenin mümkün olduğuna
İnanan bir kalple.
Çünkü yaşam,
Keyiflerin toplamı değil;
Acısıyla, sevinciyle,
Gidişlerle ve kalışlarla
İnsanı insan yapan
Uzun bir hikayedir.
Ve her hikayede,
Bir kaç kez yıkılmış olsa bile dünya,
Bir kalp yeniden sevmeyi öğrenebilir,
Sevmekten vazgeçmeyen bir kalple…
-Leyla Edinç
Yorum Yap