24/09/2026 08:49:00 - 5 · 151
İnsan, içinde yaşadığı toplumun aynasında kendine bütün samimiyetiyle bakamıyor. Dışarıdan bakan bir gözün kolaylıkla fark edebildiği çarpıklıkları, kendi yaşamının içinde göremiyor. Çünkü zamanla alışıyor insan; yanlışlara, tutarsızlıklara, değerlerin içinin boşaltılmasına, hatta kendi gerçekliğinden uzaklaşmasına bile…
Toplumsal dejenerasyon ve kültürel deformasyon öylesine derinleşiyor ki, insanlar bu yozlaşmanın kendi düşüncelerine, davranışlarına ve yaşam biçimlerine nasıl yansıdığının farkına bile varamıyorlar. Bir zamanlar savundukları değerlerle bugün yaşadıkları hayat arasındaki uçurumu göremeden, kendilerine ait sandıkları düşüncelerle başkalarından ödünç aldıkları kimlikler arasında savrulup duruyorlar.
Özünü kaybetmeyi değişim, değerlerinden uzaklaşmayı modernleşme, her koşula göre şekil değiştirmeyi ise uyum sağlamak sanıyorlar. Oysa insanın gelişmesi başka, kendi köklerinden, kültüründen ve vicdanından uzaklaşarak kimliksizleşmesi bambaşka bir şey…
En acısı da insanın, içinde yaşadığı toplumun bozulmuş değer yargılarını sorgulamadan benimsemesi ve zamanla kendisinin de bu yozlaşmanın bir parçası haline geldiğini fark edememesi…
Böylece ne tam olarak kendisi olabiliyor ne de ait olmaya çalıştığı dünyanın içinde gerçek bir yer edinebiliyor. Kendi içindeki çelişkilerle yüzleşmek yerine, bir oraya bir buraya yalpalayıp duruyor.
Belki de insanın en büyük yanılgısı, içinde yaşadığı toplumun değişimini görebildiği halde, o değişimin kendi ruhunda bıraktığı izleri görememesidir…
-Leyla Edinç
Yorum Yap