Son Yazılar
Anasayfa Keşfet Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Leyla Edinc
Ana sayfa | Leyla'dan | BİR KASIRGANIN ARDINDAN

2022 yılında bir kasırganın ardından bunları yazmışım. Aradan yıllar geçse de okuduğumda beni yeniden 2004 yılına götürdü.
Çünkü bazı felaketler geçip gitmiyor aslında. Evler onarılıyor, yollar açılıyor, elektrikler geliyor, hayat yeniden normale dönüyor ama insanın hafızasında o günlerden kalan bazı görüntüler hiç silinmiyor.
2004 yılında Florida’da yaşadığımız bölgede, yaklaşık iki ay içinde üç büyük fırtınayı arka arkaya yaşadık.
Birinden kurtulup toparlanmaya çalışırken diğeri geliyor, daha onun yaraları sarılmadan bir başkasının yaklaşmakta olduğunu öğreniyorduk.
Her seferinde yeniden hazırlık…
Her seferinde yeniden bekleyiş…
Ve her seferinde, “Acaba bu kez ne olacak?” korkusu.
Fırtınalardan birinde evimizin çatısı çöktü. Hortum yanımızdaki evi neredeyse tamamen yok etti; geriye yalnızca temeli kaldı. Bizim bahçemizde ne varsa götürdü.
Ağaçlar devrildi, yollar kapandı. Günlerce elektrik olmadı. Yaşadığımız bölgeye ulaşım öylesine zorlaşmıştı ki ambulans bile giremiyordu. Komşumuzu, ambulans zamanında ulaşamadığı için kaybettik.
Bir doğal afetin ne olduğunu bazen televizyon görüntüleri anlatmaya yetmiyor.
Çünkü sorum yalnızca yıkılan bir çatı, devrilen ağaçlar ya da kesilen elektrik değil.
O yıkımın içinde hayatınızı sürdürmeye çalışıyorsunuz.
Ben o günlerde iki küçük çocukla, valizlerle bir yerden başka bir yere savrulup duruyordum. Evimizin tamiri aylarca yapılamadı. Çatıdan izolasyon malzemeleri evin her yerine yayıldığı için çocuklarımın bütün yatakları, kıyafetleri, oyuncakları kullanılamaz duruma gelmişlerdi.
Seyitcan yaklaşık iki ay okula gidemedi. O yıl, yaşadığımız bütün bu karmaşa nedeniyle bir yıl içerisinde üç farklı okul değiştirmek zorunda kaldı.
Bir çocuk için okul yalnızca ders yapılan bir bina değildir. Arkadaşlarıdır, öğretmenidir, alıştığı sınıftır, kendisini güvende hissettiği düzendir.
Düşünün ki daha bir yere alışamadan yeniden ayrılıyorsunuz. Yeni bir okul, yeni insanlar, yeni bir çevre… Sonra yeniden aynı şey.
Biz yetişkinler yaşananları anlamlandırmaya çalışırken çocuklar da bizimle birlikte bütün o belirsizliğin içinde yaşamaya çalışıyordu.
Belki de bu nedenle bugün dünyanın herhangi bir yerinde bir kasırga, deprem, sel, yangın ya da başka bir felaket yaşandığında ekrandaki görüntülere yalnızca “haber” olarak bakamıyorum.
Çünkü o görüntülerin arkasındaki hayatı biliyorum.
Bir ağacın altında kalan yolun, bir aile için eve dönememek anlamına gelebileceğini…
Elektriğin birkaç gün gelmemesinin iki küçük çocukla nasıl bir hayat mücadelesine dönüşebileceğini…
Bir çatının uçmasının yalnızca maddi bir zarar olmadığını…
Bir evin kaybedilmesinin insanın güven duygusunu da beraberinde götürebildiğini biliyorum.
Ve en önemlisi, felaket geçtikten sonra hayatın ertesi sabah normale dönmediğini biliyorum.
Bazen fırtına birkaç saat sürer ama geride bıraktıklarını toparlamak aylar, hatta bazı insanlar için yıllar sürer.
Belki bu yüzden, başka insanların yaşadığı acılar karşısında “Beni ilgilendirmiyor.” diyemiyorum.
Hele ki insanların yaşadığı bir felaket karşısında, hangi ülke olursa olsun, “Hak ettiler!” denmesini hiçbir zaman anlayamıyorum.
Bir doğal afet ülke seçmez.
Bir çocuğun korkusunun milliyeti yoktur.
Evini kaybeden bir annenin çaresizliğinin, ambulansı bekleyen bir insanın korkusunun, yıllarca kurduğu hayatı birkaç saat içerisinde kaybeden bir ailenin acısının pasaportu olmaz.
2004 yılında biz o çaresizliği yaşadık.
2022’de kasırga bu kez bize zarar vermeden geçtiğinde şükrettim. İşyerimi birkaç gün kapatmak dışında hayatımız yolundaydı. Ama başka insanların yıkılmış evlerini gördüğümde, yıllar önce yaşadıklarımız yeniden gözümün önüne geldi.
Ve bir kez daha anladım:
İnsanın başkasının acısını anlayabilmesi için aynı acıyı yaşamış olması gerekmemeli.
Biz yaşadığımız için anlayabiliyorsak, bunun adı tecrübedir.
Hiç yaşamadan anlayabiliyorsak, bunun adı vicdandır.
Dünya ancak başkasının acısına nerede yaşadığına, kim olduğuna, hangi milletten olduğuna bakmadan üzülmeyi öğrendiğimizde daha güzel bir yer olacak.
Çünkü felaketlerin ülkeleri olabilir…
Acının milliyeti yoktur.
-Leyla Edinç

Paylaş
★

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
5.00
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

Yorumlar RSS YORUMLAR - 0

Yorum Yap

Zorunlu değil

Güvenlik Kodu

Captcha