Leyla Edinc
Anasayfa Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Ana sayfa | Leyla'dan | İŞLENMEYEN RUHLAR VE BÜYÜYEN DİKENLER!

“Eğer gençliğin ruhunu tarım yapılmayan bir tarla gibi kendi hâline bırakırsanız, orada ısırgan otları ve dikenler yetişir.”

— Grigory Petrov, Beyaz Zambaklar Ülkesinde

İnsan dünyaya yalnızca bir bedenle değil, işlenmeyi bekleyen bir ruhla gelir. Tıpkı verimli bir toprak gibi… Toprak boş bırakıldığında doğa onu asla boş bırakmaz; ya meyve ağaçları yeşerir ya da yabani otlar. İnsan zihni ve ruhu da böyledir. Onu besleyen değerler, bilgi, sevgi ve sorumluluk yoksa; boşluğu öfke, korku, bencillik ve anlamsızlık doldurur.

  Çocukluk ve gençlik, insan hayatının en bereketli mevsimidir. O yaşlarda öğrenilen her duygu, her alışkanlık ve her düşünce, geleceğin karakterini inşa eden görünmez tuğlalardır. Bu yüzden eğitim, yalnızca matematik öğretmek ya da diploma kazandırmak değildir. Asıl eğitim; vicdanı uyandırmak, merakı beslemek, sabrı öğretmek ve insanın kendi iç dünyasını tanımasına yardımcı olmaktır.

 Psikoloji bize gösteriyor ki yönlendirilmeyen enerji yok olmaz; yalnızca yön değiştirir. Anlaşılmayan bir çocuk öfkeye, değer görmeyen bir genç bağımlılıklara, amaç bulamayan bir insan ise anlamsızlığın karanlığına sürüklenebilir. Çünkü insan zihni boşluğu sevmez. Viktor Frankl’ın söylediği gibi, insanın en temel ihtiyacı haz değil, anlamdır. Anlamını kaybeden ruh, kendisini tüketen alışkanlıklara daha kolay teslim olur.

  Felsefe ise bize başka bir gerçeği fısıldar: İnsan, doğduğu haliyle tamamlanmış değildir; sürekli kendisini inşa eden bir varlıktır. Aristoteles’in “Erdem alışkanlıkla kazanılır.” sözü, karakterin tesadüflerle değil, tekrar edilen doğru davranışlarla oluştuğunu anlatır. Hiç kimse bir sabah iyi, adil veya merhametli olarak uyanmaz. Bu değerler, çocuklukta atılan küçük tohumların yıllar içinde kök salmasıyla filizlenir.

  Ne yazık ki günümüzde çocukların zamanı hiç olmadığı kadar dolu, ama ruhları çoğu zaman hiç olmadığı kadar yalnızdır. Ekranlar dikkatlerini meşgul ederken, hayatın anlamını öğretecek sohbetler giderek azalıyor. Bilgiye ulaşmak kolaylaştı; fakat bilgeliğe ulaşmak hala emek istiyor. Bir çocuğun eline teknoloji vermek kolaydır; fakat ona vicdan, empati ve sorumluluk duygusu kazandırmak sabır isteyen uzun bir yolculuktur.

  Bir çocuğun enerjisini sanatla buluşturduğunuzda estetik duygusu gelişir. Sporla buluşturduğunuzda disiplin öğrenir. Kitaplarla buluşturduğunuzda düşünmeyi keşfeder. Doğayla buluşturduğunuzda tevazuyu hisseder. İyilikle buluşturduğunuzda ise yalnızca kendisi için değil, başkaları için de yaşamayı öğrenir. İşte gerçek eğitim budur: Bilgiyi karaktere, karakteri de toplumsal faydaya dönüştürebilmek.

  Toplumlar yalnızca yollar, köprüler ve binalar inşa ederek yükselmez. Asıl medeniyet, iyi insan yetiştirebildiği ölçüde ayakta kalır. Çünkü bozulmuş bir karakter, en gelişmiş teknolojiyi bile yıkım için kullanabilir; fakat sağlam bir vicdan, en zor şartlarda bile umut üretir.

 Belki de çocuklara bırakabileceğimiz en büyük miras servet değil, sağlam bir karakterdir. Çünkü karakter, insanın yanında ömrü boyunca taşıdığı görünmez pusuladır. O pusula doğruyu gösteriyorsa insan yalnızca kendi hayatını güzelleştirmez; dokunduğu her hayatı da güzelleştirir.

 Her çocuk, içine bir orman sığdırabilecek kadar zengin bir tohumdur. Mesele, o tohumu kaderine terk etmek değil; sevgiyle sulamak, bilgiyle beslemek ve sabırla büyütmektir. Çünkü ihmal edilen ruhlarda dikenler kendiliğinden büyür; ama umut veren çiçekler, ancak emek veren eller sayesinde açar.

-Leyla Edinç

Paylaş
X

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
0
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

YORUMLAR - 0

Yorumunuzu yazın

Zorunlu değil

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

Captcha