Bir çocuk doğar
Ve dünya ilk sorusunu sorar ona:
“Pembe mi?”
“Mavi mi?”
Oysa gökyüzü sabah olurken
Tek renkte uyanmaz hiçbir zaman.
Biraz altın karışır bulutlara, biraz gümüş,
Bir tutam mor sessizlik, bir avuç yeşil umut…
Bir çocuk doğar
ve aslında bütün renklerle gelir.
Kırmızı yalnızca savaş değildir mesela;
Kırmızı, annenin yanağındaki yaşam sıcaklığıdır,
Nar tanelerinin bereketidir,
Kalbin “Buradayım!” diye atışıdır.
Mavi yalnızca güç değildir;
Mavi, dinlenen ruhun rengidir.
Denizin yorgun bir insana
“Geçecek” deyişidir.
Sessizliğin huzurudur.
Pembe yalnızca narinlik değildir;
Pembe, gün doğarken göğün utangaç sevincidir.
Şefkatin avuç içidir.
İnsan kalbinin en ince yerinde açan çiçektir.
Sarı, kahkahanın rengidir.
Bir çocuğun sebepsiz neşesi,
Mutfaktan yayılan sıcak ekmek kokusu,
Perde arasından süzülen umut ışığıdır.
Yeşil, yeniden başlayabilmektir.
Kırılmış dalların bile
Baharda filiz vereceğine dair inançtır.
Sabırdır.
Mor, hayal kuran insanların rengidir.
Geceyi yıldızlarla anlaşılır kılan,
Ruhun derin tarafında yanan lambadır.
Turuncu, cesaretin gülümseyen halidir.
“Düşsem de yeniden kalkarım!” diyen
Güneşli bir yürektir.
Beyaz, boşluk değildir;
Bütün renklerin birbirine sarıldığı
Sessiz bir barıştır.
Siyah da korku değildir yalnızca;
Bazen insanın içine dönüp
Kendini duyabildiği gece kadar dürüsttür.
Ve belki bir gün
Hiç kimse bir bebeğin üstüne bakıp
Hayatını bir renkle tarif etmeye çalışmayacak.
Çocuklar
Gökkuşağı gibi büyüyecek;
Kimse pembeden utanmayacak,
Kimse maviyi taşımak zorunda kalmayacak.
Çünkü renkler
İnsanları ayırmak için değil,
Her ruhun başka türlü güzel olduğunu
Hatırlatmak için var olacaklar…
-Leyla Edinç
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın