Leyla Edinc
Anasayfa Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Ana sayfa | Leyla'dan | HERKES ANNE VE BABA OLMAMALI

İnsanlık tarihi boyunca anne ve baba olmak, yaşamın doğal bir parçası olarak görülmüştür. Biyolojik olarak çocuk sahibi olabilmek, çoğu toplumda ebeveynlik için yeterli kabul edilmiştir. Oysa aynı toplumlar, bir aracı kullanabilmek için ehliyet, bir mesleği icra edebilmek için diploma, bir binayı inşa edebilmek için mühendislik bilgisi ve bir canlıyı tedavi edebilmek için yıllarca eğitim şartı aramaktadır. 

Peki, geleceğin insanını yetiştirecek olan anne ve babalar için neden hiçbir zorunlu eğitim sistemi yoktur?

Belki de insanlığın en büyük çelişkilerinden biri budur.

Antropolojik perspektif ile baktığımızda görüyoruz ki çocuk yetiştirmek önceleri bir toplum işiydi. Antropoloji bize gösteriyor ki insan yavrusu, doğadaki en savunmasız canlılardan biridir. Bir at doğduktan birkaç saat sonra yürüyebilirken, bir insan yavrusu yıllarca bakım ve yönlendirmeye ihtiyaç duyar. İlkel topluluklarda çocuk sadece anne ve babanın değil, bütün kabilenin sorumluluğundaydı. “Bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir.” sözü, aslında insanlık tarihinin özeti gibidir.

Modern toplumlarda ise çekirdek aile modeliyle birlikte ebeveynlik giderek yalnızlaştı. Destek sistemleri azaldı, ekonomik baskılar arttı ve çoğu insan, çocuk yetiştirmeyi öğrenmeden anne ya da baba oldu. Biyolojik içgüdüler, karmaşık modern dünyanın ihtiyaçlarını karşılamaya artık yetmiyor.

    Sosyolojik gerçeklik ise bize travmaların nesilden nesile aktarıldığını gösteriyor.  Sosyoloji bize aileyi toplumun en küçük yapı taşı olarak tanımlar. Sağlıklı aileler sağlıklı toplumları oluştururken, işlevsiz aileler toplumsal sorunların kaynağı haline gelebilir.

Şiddet gören çocukların bir kısmı yetişkin olduklarında şiddeti normalleştirebilir.

Sevgisiz büyüyen çocuklar sağlıklı bağ kurmakta zorlanabilir.

Sürekli eleştirilen çocuklar özgüven eksikliği yaşayabilir.

İhmal edilen çocuklar ilerleyen yaşlarda duygusal boşluklarını farklı bağımlılıklarla doldurmaya çalışabilir.

Çünkü çocuklar söyleneni değil, yaşananı öğrenir.

Bir ebeveynin çözülmemiş öfkesi, korkuları, bağımlılıkları ve travmaları çoğu zaman bir sonraki neslin psikolojik yükü haline gelir.

Aslında her ebeveyn, farkında olsun ya da olmasın, kendi çocukluğunu çocuklarına miras bırakır.

Psikolojik boyuttan baktığımızda Anne ve Baba olmanın çocuk sahibi olmaktan farklı olduğunu görürüz.  Psikoloji, ebeveynliğin sadece fiziksel ihtiyaçları karşılamaktan ibaret olmadığını ortaya koymaktadır. Bir çocuğun gelişimi için ihtiyaç duyduğu şeyler yalnızca yemek, kıyafet ve eğitim değildir.

Çocuk;

Güven görmek ister.

Duyulmak ister.

Anlaşılmak ister.

Koşulsuz kabul edilmek ister.

Duygularını ifade edebilmek ister.

Sağlıklı sınırlar öğrenmek ister.

Bütün bunları verebilmek için ebeveynlerin kendi duygularını yönetebilmeleri gerekir.

Kendi öfkesini kontrol edemeyen bir baba, çocuğuna sabrı öğretemez.

Kendi değersizlik duygusuyla mücadele eden bir anne, çocuğuna sağlıklı bir özgüven kazandırmakta zorlanabilir.

Çocuk yetiştirmek, aslında insanın önce kendini yetiştirmesidir.

  Eğitim Neden Gereklidir?

  Bugün birçok insan anne ve babalığı tamamen içgüdüsel bir süreç olarak görmektedir.

Oysa çok kişi;

Çocuk psikolojisini,

Beyin gelişimini,

Travma etkilerini,

Ergenlik dönemini,

Duygu düzenlemeyi,

Sağlıklı iletişimi,

Çatışma çözümünü,

Dijital çağın risklerini,

Zorbalık ve bağımlılık belirtilerini,

Öğrenmeden ebeveyn olmaktadır.

Sonra da çocukların neden mutsuz, öfkeli, yalnız ve kaygılı olduğu sorgulanmaktadır.

Belki de sorun çocuklarda değil, onları yetiştirme biçimimizdedir.

Ebeveynlik Okulları Bir Çözüm Olabilir mi?

Burada önemli bir etik soru ortaya çıkıyor: Devlet, kimin anne ya da baba olabileceğine karar verebilir mi? Bu düşünce, insan hakları açısından oldukça tehlikeli bir alana girebilir. Kişilerin  biyolojik olarak çocuk sahibi olma hakkı elinden alınamaz.

Ancak başka bir seçenek mümkündür.

Nasıl doğuma hazırlık kursları varsa, ebeveynlik eğitimleri de yaygınlaştırılabilir.

Evlenmeden önce ilişki ve iletişim eğitimleri verilebilir.

Hamilelik sürecinde psikolojik hazırlık programları uygulanabilir.

Yeni ebeveynlere ücretsiz danışmanlık hizmetleri sunulabilir.

Riskli aileler erken dönemde desteklenebilir.

Travma yaşamış bireylere ebeveynlik terapileri sağlanabilir.

Amaç yasaklamak değil, hazırlamaktır.

Çünkü iyi ebeveynlik doğuştan gelen bir yetenek değil, öğrenilebilir bir beceridir.

  Modern Dünyanın Yanılgısı;

  Bugün birçok insan çocuk sahibi olmayı bir zorunluluk, bir toplumsal görev ya da hayatın doğal sırası olarak görüyor. Oysa çocuk sahibi olmak ile ebeveyn olmak aynı şey değildir. Bir çocuk dünyaya getirmek biyolojidir. Bir insan yetiştirmek ise sanattır.

Bunun için sevgi kadar sabır, sabır kadar bilgi, bilgi kadar empati ve empati kadar öz farkındalık gerekir.

Belki de toplum olarak sormamız gereken soru şudur:

“Herkes çocuk sahibi olabilir mi?” değil,

“Herkes bir çocuğun ruhuna emanet edilecek kadar hazır mı?”

Çünkü bir toplumun geleceği, inşa ettiği binalarla değil, yetiştirdiği çocuklarla ölçülür.

Ve belki de insanlığın en büyük sorumluluğu, dünyaya daha fazla çocuk getirmek değil; dünyaya gelen her çocuğun sevildiği, anlaşıldığı ve sağlıklı bireyler olarak büyüdüğü bir gelecek hazırlamaktır.

Anne ve baba olmak bir ayrıcalık değil, ağır bir emanettir. 

Ve her emanet gibi, bilgi, vicdan ve sorumluluk ister.

-Leyla Edinç

Paylaş
X

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
0
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

YORUMLAR - 0

Yorumunuzu yazın

Zorunlu değil

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

Captcha