Leyla Edinc
Anasayfa Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Ana sayfa | Leyla'dan | DİLE KOLAY

Bir ömür dediğimiz şey, söylerken birkaç kelimeye sığıyor. Oysa içine kaç hayat, kaç insan, kaç başlangıç, kaç veda sığıyor…

Yıllar geçtikçe insan yalnızca yaş almıyor.

İnsanlardan geçiyor, şehirlerden geçiyor, sevinçlerden, hayal kırıklıklarından, kayıplardan, yeniden başlamalardan geçiyor.

Bir bakıyorsunuz, bir zamanlar hayatınızın merkezinde olan insanlar artık yalnızca bir hatıranın içinde. Bir zamanlar adını bile bilmediğiniz biri ise yıllar sonra en yakınınızda…

Hayat böyle tuhaf bir yolculuk.

Ve bütün bu yolculuk boyunca insanlar giriyor hayatımıza.

Bazıları en başından beri orada oluyor.

Sizi çocukluğunuzdan, gençliğinizden tanıyor. Henüz hayat sizi bugünkü insana dönüştürmeden önceki halinizi biliyor. Nereden geldiğinizi, hangi yollardan geçtiğinizi, hangi hayalleri kurduğunuzu, hangi yaraları kimseye göstermeden taşıdığınızı biliyor.

Bazıları yolun ortasında katılıyor size.

Hiç beklemediğiniz bir zamanda geliyor ama öyle güzel yerleşiyor ki hayatınıza, sanki yıllardır oradaymış gibi oluyor.

Bazılarıysa sadece uğruyor…

Belki bir mevsim, belki birkaç yıl, belki de hayatın küçücük bir döneminde yan yana yürüyorsunuz.

Bazen sizin hayatınızda kısa bir mola veriyorlar.

Soluklanıyorlar…

Bir süre aynı manzaraya bakıyor, aynı şeylere gülüyor, aynı sofraya oturuyor, aynı yolu paylaşıyorsunuz.

Sonra vakti geliyor ve yollar ayrılıyor.

Eskiden gidenlerin ardından daha çok düşünüyordum

“Neden gitti?”…

“Neden değişti?”…

“Nasıl bu kadar uzak olduk?”…

Ama yaş aldıkça insanın soruları da değişiyor.

Artık gidenlerden çok kalanlara bakıyor.

Çünkü zamanla anlıyorsun ki herkes seninle aynı yolu sonuna kadar yürümek için gelmiyor.

Bazı insanlar hayatınıza bir şey öğretmek için geliyor.

Bazıları bir yaranıza dokunuyor.

Bazıları size kendinizi tanıtıyor.

Bazıları bir süreliğine omuz oluyor.

Bazılarıysa yalnızca kendi yolculuğunda sizin yanınızda kısa bir mola veriyor.

Ve sonra gidiyor.

Bu yüzden artık her gidişi bir kayıp saymıyorum.

Çünkü insan ilişkilerinin değerini yalnızca ne kadar sürdükleri belirlemiyor. Bazen birkaç ay hayatınızda kalan biri size yıllarca unutamayacağınız bir şey bırakabiliyor.

Ama bir de kalanlar var…

Yıllar geçerken, hayat değişirken, siz değişirken sizinle birlikte değişebilenler…

Her zaman aynı fikirde olmasanız bile sizden vazgeçmeyenler.

Aylarca konuşmasanız bile yeniden karşılaştığınızda aradaki zamanı birkaç dakikada kapatabildiğiniz insanlar…

Ve benim için dostluğun belki de en önemli ölçülerinden biri burada başlıyor.

Ben insanları yalnızca zor zamanlarımda yanımda olup olmadıklarıyla değerlendirmiyorum.

Elbette insanın sıkıntılı gününde yanında duran, elinden tutan, derdini dinleyen insan çok kıymetlidir.

Ama ben yıllar içinde başka bir şeyin de en az bunun kadar, hatta bazen daha fazla şey anlattığını gördüm:

Bir insan sizin mutluluğunuz karşısında ne hissediyor?

Çünkü acıya ortak olmak bazen daha kolaydır.

Asıl olan, başkasının hayatına güzel bir şey geldiğinde onunla gerçekten sevinebilmektir.

Başınıza güzel bir şey geldiğinde gözleri gerçekten parlıyor mu?

Bir şey başardığınızda bunu kendi hayatıyla kıyaslamadan sizinle gurur duyabiliyor mu?

Hayat size güzel bir kapı açtığında, içinizdeki sevinci küçültmeden sizinle birlikte kutlayabiliyor mu?

Siz yükselirken kendisini eksilmiş hissetmeden yanınızda durabiliyor mu?

İşte ben dostluğu biraz da burada arıyorum.

Mutluluğumu saklamak zorunda kalmadığım insanlarda…

Güzel bir haber verirken karşımdakinin nasıl hissedeceğini hesap etmek zorunda olmadığım ilişkilerde…

Başarılarımı küçültmeyen, sevincimi gölgelemeyen, hayatımdaki güzellikleri kendi hayatındaki eksiklerle karşılaştırmayan insanlarda…

Çünkü gerçek dost, yalnızca gözyaşınızı silen değildir.

Kahkahanız çoğaldığında bundan rahatsız olmayan, ışığınız parladığında kendi ışığından bir şey eksilmiş gibi hissetmeyen insandır.

Bence dostluğun en saf hali budur: “Senin başına güzel bir şey geldi ve ben gerçekten senin adına mutluyum.”…

Ne kadar güzel bir cümle…

Ama insan yaş aldıkça bunun hiç de herkesin yapabildiği bir şey olmadığını öğreniyor.

Bu yüzden ben bazen insanları en kötü günlerimde değil, en güzel günlerimde tanıdığıma inanıyorum.

Çünkü insanın acısına üzülenleri kadar, sevincine gerçekten sevinebilenleri de çok kıymetlidir.

Ve yıllar geçtikçe insanın çevresi belki biraz küçülüyor ama kalbinin kimi nereye koyduğu çok daha belirginleşiyor.

Kimin dost olduğunu,

kimin yol arkadaşı olduğunu,

kimin yalnızca bir dönemlik misafir olduğunu artık daha iyi anlıyorsunuz.

Kimseye kızmadan…

Çünkü herkesin hayatımızdaki yeri aynı olmak zorunda değil.

Bazı insanlar hikayemizin bir cümlesidir.

Bazıları birkaç sayfası.

Bazıları bir bölümü…

Ve çok az insan vardır ki kitabın ilk sayfalarında karşımıza çıkar; hayat bizi defalarca değiştirir, yıllar geçer, saçlarımızın rengi, yüzümüz, hayallerimiz değişir…

Ama onlar hala hikayenin içindedir.

İşte insan yaş aldıkça sayıya değil, buna şükrediyor.

Bunca yıl içinde kimlerin gelip geçtiğinden çok, bütün o yıllardan sonra dönüp baktığında kimleri hala yanında görebildiğine…

Çünkü ömrün sonunda belki de en büyük zenginlik, ne kadar çok insan tanıdığımız değil; kaç insanla gerçekten hayatı paylaşabildiğimizdir.

En güzel halimizi de en kırık halimizi de görenler…

Düştüğümüzde elimizden tutan ama ayağa kalkıp koşmaya başladığımızda da arkamızdan gururla bakabilenler…

Ağladığımızda omuz veren ama güldüğümüzde de bizimle birlikte kahkaha atabilenler…

Kaybettiğimizde teselli eden ama kazandığımızda da yürekten alkışlayabilenler…

Hayat bize güzel davrandığında bundan rahatsız olmayanlar…

İşte onlar bizim hayatımızın kalabalığı değil; hafızasıdır.

Dile kolay…

On yıllar geçiyor.

İnsanlar geliyor, insanlar gidiyor.

Kimileri hayatımızda iz bırakıyor, kimileri bir süre sonra silik bir hatıraya dönüşüyor.

Ama bazıları kalıyor.

Bazen yanı başımızda, bazen kilometrelerce uzakta…

Ve galiba bir ömrün sonunda en güzel cümlelerden biri şu oluyor: “Çok insan geldi geçti hayatımdan…

Ama iyi ki bazıları kaldı.”…

Hayatımıza kaç kişinin girdiği değil, yıllar herkesi ve her şeyi değiştirirken kimlerin hale bizimle yürümeyi seçtiği önemlidir…

Ve belki daha da önemlisi… Biz ağlarken yanımızda duranlardan hangilerinin, biz gülerken de yüreği bizimle birlikte gülebilmiştir.

İşte ben dostluğu en çok orada görüyorum. ❤️

-Leyla Edinc

Paylaş
X

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
0
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

YORUMLAR - 0

Yorumunuzu yazın

Zorunlu değil

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

Captcha