Boğulmak,
Sadece suyun içinde nefessiz kalmak değildir,
Bazen bir kalabalığın ortasında,
Kimsenin seni duymadığı yerde,
Sessizce batmaktır.
Boğulmak,
Ait olmadığın bir yere düşmektir.
Toprağı sana yabancı,
Havası sana ağır,
Sesi bile kalbine dokunmayan,
Bir dünyada yaşamaya çalışmaktır.
Bir masada oturursun,
Herkes konuşur, güler, anlatır,
Ama senin kelimelerin dilinin ucunda,
Kıyıya vuramayan bir dalga gibi geri çekilir.
Gözlerin bir çıkış arar,
Bir tanıdık yüz,
Bir sıcak cümle,
Bir “sen buraya aitsin!” diyen bakış…
Ama hiçbir liman,
Sana kapısını açmaz.
İşte o zaman anlarsın,
Boğulmak suyla değil,
Yanlış yerde nefes almaya çalışmakla başlar.
Kalbin daralır,
Göğsünde görünmez bir ağırlık büyür.
Sanki her nefes biraz daha eksik,
Biraz daha yabancı olur sana.
Çünkü insan
Ait olduğu yerde çiçek açar.
Ait olmadığı yerde
Kökleri çürür.
Bir süre sonra öğrenirsin,
Boğulmak hep ani olmaz.
Bazen yavaş yavaş olur,
Her gün biraz daha susarak,
Her gün biraz daha kendinden vazgeçerek…
Gülüşün eksilir önce…
Sonra sesin kısılır…
Sonra içindeki o çocuk,
Sessizce bir köşeye çekilir.
Kimse fark etmez,
Senin ne zaman azaldığını.
Çünkü dışarıdan bakınca hala oradasındır.
Aynı sandalyede,
Aynı sofrada,
Aynı hayatın içinde…
Ama içten içe,
Suyun altına inmiş gibisindir.
Çığlık atsan da sesin yüzeye ulaşmaz.
Sonra bir gün
Kendine şu soruyu sorarsın:
“Ben burada gerçekten yaşıyor muyum,
Yoksa sadece batmamayı mı öğreniyorum?”…
İşte o gün
İlk nefes geri gelir.
Çünkü insan;
Ait olmadığı yerden,
Uzaklaşmaya karar verdiğinde
Yüzmeye başlar…
-Leyla Edinç
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın