Kimileri için sonbahar hüznün mevsimidir. Yazın bitişi, yaprakların dökülüşü, günlerin kısalışı… Bir şeylerin sona erdiğini hatırlatır insanlara.
Oysa benim için sonbahar, özellikle de Eylül, hiçbir zaman bir bitiş olmadı. Aksine, içimde hep yeni bir başlangıcın, henüz adını koyamadığım güzel bir değişimin habercisi oldu.
Belki de Eylül’de doğduğum içindir…
Ben dünyaya gözlerimi açtığım ayda, her yıl yeniden doğuyormuş gibi hissederim. Sanki doğa, benimle birlikte yeni bir hayata hazırlanır. Ağaçlar renk değiştirirken ben de içimde bir şeylerin değişmeye başladığını hissederim. Sarının, turuncunun, kızılın birbirine karıştığı o eşsiz renklerde, kendi hayatımın farklı dönemlerini görürüm.
Her rengin bir hikayesi vardır benim için. Her dökülen yaprak, geride bıraktığım bir yaşanmışlık… Her yeni renk, içimde filizlenen başka bir ben…
Hayatımın en büyük değişimlerinin çoğunu Eylül ayında yaşadım. Kimi zaman hiç beklemediğim bir kapı açıldı önümde, kimi zaman bir kapıyı ben kapattım. Bazen cesaretle yürüdüm bilmediğim yollara, bazen korktum ama yine de yürüdüm. Kimi Eylüllerde çok mutlu oldum, kimilerinde içim acıdı. Ama dönüp baktığımda, her birinin beni bugünkü ben yapan bir dönüşümün parçası olduğunu görüyorum.
Belki de bu yüzden Eylül yaklaşırken içimde tarif edemediğim bir kıpırtı başlar.
Sanki hayat kulağıma usulca fısıldar: “Hazır ol, yine bir şeyler değişecek…”…
Ve ben heyecanlanırım.
Bu Eylül bana neler getirecek? Hangi yeni insanlarla karşılaşacağım? Hangi hayallerime biraz daha yaklaşacağım? Hangi kapılar açılacak, hangi yollar beni hiç bilmediğim yerlere götürecek? En önemlisi, bu Eylül'de kendimin hangi yeni haliyle tanışacağım?
Bilmiyorum…
Ama bilmemek de güzel geliyor bana. Çünkü ben Eylül’ün o tatlı belirsizliğini, içinde sakladığı ihtimalleri ve henüz yaşanmamış hikayelerin heyecanını seviyorum.
Aslında benim Eylül'le olan bağım, doğduğum ay olmasının da çok ötesinde…
Gençliğimden beri, daha anne olmadan çok önce, bir gün bir kızım olacağını ve adını Eylül koyacağımı düşünürdüm. Neden başka bir isim değil de Eylül, bilmiyorum. Belki de içimde bu aya duyduğum sevgi, henüz tanımadığım kızıma duyduğum sevgiyle çoktan birbirine karışmıştı.
Ve bir gün bir kızım oldu…
Adını “Eylül” koydum.
Hayatım boyunca bana yeni başlangıçları, değişimi ve umudu hatırlatan o güzel ay, bu kez bir isim olup hayatıma girdi. Yıllarca içimde taşıdığım bir hayal, kollarımda tuttuğum bir gerçeğe dönüştü.
Eylül artık yalnızca doğduğum ay değildi. Kızımın adıydı. Kalbimin en güzel yerinde büyüttüğüm, hayatımın en kıymetli anlamlarından biriydi.
Belki de bu yüzden Eylül benim için hiçbir zaman sıradan bir ay olamayacak. Çünkü ben bu ayda yalnızca kendi doğumumu ve hayatımın dönüm noktalarını değil, bir zamanlar hayalini kurduğum kızımı da buluyorum.
Yaş aldıkça anlıyorum ki insan da doğa gibi mevsimlerden geçiyor. Bazen çiçek açıyor, bazen bütün yapraklarını döküyor. Bazen kendini kaybediyor, bazen hiç ummadığı bir anda yeniden buluyor.
Ben de değişiyorum.
Eskiden sımsıkı tutunduğum şeyleri artık bırakabiliyorum. Bir zamanlar beni korkutan değişimlere bugün daha büyük bir merakla bakıyorum. Her geçen yıl kendimi biraz daha tanıyor, biraz daha anlıyor, biraz daha kendime yaklaşıyorum.
Ve biliyorum ki bir ağacın yapraklarını dökmesi nasıl onun sonu değilse, insanın da eski halini geride bırakması bir kayıp değil. Bazen yeniden yeşerebilmek için bazı şeyleri geride bırakmak gerekiyor.
İşte ben sonbaharı biraz da bu yüzden seviyorum.
Bana değişmenin güzelliğini hatırlatıyor. Hiçbir rengin sonsuza kadar aynı kalmadığını, hiçbir mevsimin olduğu yerde durmadığını ve hayatın, bütün değişimleriyle hala ne kadar güzel olabileceğini…
Eylül benim doğduğum ay.
Hayatın beni defalarca yeniden doğurduğu ay.
Ve bir zamanlar hayalini kurduğum kızımın adı…
Bu yüzden her Eylül geldiğinde, içimde hala o küçük kızın heyecanını taşıyorum. Yılların bana öğrettikleriyle biraz daha olgun, yaşadıklarımla biraz daha güçlü, ama yeni başlangıçlara duyduğum merakla hala aynı heyecanlı insanım.
Ve yine soruyorum kendime, kalbimde o tanıdık kıpırtıyla: “Acaba bu Eylül nelere gebe?”…
Belki yeni bir yolculuğa, belki hiç beklemediğim bir güzelliğe, belki de içimde uzun zamandır sessizce büyüyen başka bir ben'e…
Kim bilir?
Ben yine de bütün kalbimle, bütün heyecanımla, bütün renklerimle hazırım.
Çünkü bazı insanlar ilkbaharda çiçek açar…
Ben Eylül'de yeniden doğarım.
Ve hayat bana en güzel Eylül'ümü, bir kız çocuğunun gözlerinde armağan etti… ????❤️????
Yorum Yap