Bazı insanlar vardır…
Tek başlarına bakıldığında
İyi, güzel, zarif…
Tıpkı bir baharat gibi;
Kendine has kokusu olan,
Dokunduğu yere anlam bırakan.
Ama her güzel tat
Birbirine karışınca uyum olmaz her zaman.
Ne biri kötüdür bunun için,
Ne de diğeri suçlu…
Sadece bazı ruhlar
Biraraya geldiklerinde özdeşleşemezler.
Ve sonrasında insanlar,
Bitmiş olduğunu hissettikleri bir sevgiyi
Ölmüş bir çiçeği sulamaya devam eder gibi
Yaşatmaya çalışırlar.
Kimi çocukların gözyaşından korkar,
Kimi geçmişe ihanet etmekten…
Kimi yalnız kalmaktan,
Kimi yeniden başlamaktan.
Böylece aynı evin içinde
İki yabancı dolaşır yıllarca.
Bir sofrada otururlar,
Ama aynı hayatı paylaşamazlar.
Aynı yatağa uzanırlar,
Ama birbirlerine dokunamazlar.
Konuşurlar…
Ama en çok sustukları yerden kırılırlar.
Sonra küçük sebepler büyür.
Bir çayın soğuması,
Bir kapının sert kapanışı,
Unutulan bir cümle…
Aslında kavga edilen şey,
Çoktan kaybolmuş olan sevgidir.
Bazıları da sevgisiz değil,
Yalnızca tutkudan yoksundur.
Şefkat vardır…
Alışkanlık vardır…
Hatta derin bir emek bile vardır.
Ama kalbin o ilk çarpışı yoktur artık.
İnsan bazen
Huzurlu limanını kaybetmemek için,
Fırtınasız ama renksiz bir denizde yaşamayı seçer.
Ve bazı adamlar,
Ve bazı kadınlar…
Başka gözlerde arar eksik kalan yanlarını.
Eve döndüklerinde ise,
Rollerini oynarlar usulca.
Bir evlilik sürer dışarıdan,
Ama içeride çoktan bitmiştir bazı hikayeler.
Çünkü en ağır yalnızlık;
Bir insanın yanında diğerinin,
Kendini görünmez hissetmesidir.
Ve aşk…
Bazen gitmekle değil,
Çoktan bittiği halde kalmakla yorar insanı.
-Leyla Edinç
Yorum Yap