Son Yazılar
Anasayfa Keşfet Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Leyla Edinc
Ana sayfa | Leyla'dan | BİR GÜLÜN ZAMANINDA VERİLMESİ

Sevgi, aile ve ilişkiler üzerine küçük bir hayat hikayesi…
Bazen hayatın içinde yaşadığımız küçücük bir olay, bize sevgiye, aileye ve insan ilişkilerine dair ne kadar büyük şeyler anlatır…
Geçtiğimiz günlerde ailemizde yaşadığımız bir olay da bana bunu bir kez daha hatırlattı.
Oğlum Seyitcan, Michigan’da hukuk okuyor. Kız arkadaşı Vassiliki ise San Francisco’da yaşıyor. İkisi de kendi hayatlarını kurmaya çalışan, mesleklerinde ilerlemek için emek veren, sorumlulukları olan iki genç insan…
Uzak mesafeli bir ilişkiyi sürdürmek zaten başlı başına bir emek istiyor. Birbirini özlemek, aynı şehirde olamamak, bazen sadece birkaç gün birlikte olabilmek için haftalarca beklemek… Üstelik iki insanın da yoğun bir hayatı varsa, sevgi kadar zamanı doğru kullanabilmek de önem kazanıyor.
Vassiliki’nin doğum günü 28 Eylül.
Geçtiğimiz ay kızım Eylül, New York’ta Vassiliki ile buluşmuştu. Birlikte konsere gitmiş, birkaç gün geçirmiş, güzel anılar biriktirmişlerdi. Onların birbirleriyle böylesine yakın olmaları, yalnızca oğlumun kız arkadaşı olarak değil, ailemizin sevdiği bir insan olarak Vassiliki’ye de yer açılması beni çok mutlu ediyor.
Kızım doğum günüm için yanıma geldiğinde sohbet ederken konu abisine ve Vassiliki’ye geldi.
Eylül, abisinin Vassiliki’nin doğum günü için San Francisco’ya gitmeyeceğini, okulundaki önemli bir etkinliğe katılacağını ve bunu Vassiliki’ye söylediğini anlattı. Vassiliki de bu duruma çok üzülmüş.
Kızım, abisinin bu konuda biraz daha özenli davranması gerektiğini düşünüyordu. Sevdiği kadının duygularını anlamasının, onun için önemli olan bir günde yanında olmaya çalışmasının, ilişkisinde sevgisini daha fazla hissettirmesinin öneminden söz etti. Aslında söylediklerinde çok haklı olduğu bir nokta vardı. Bazen bir insanın üzüntüsü, yalnızca sevdiği kişinin yanında olamamasından kaynaklanmaz. O günün O’nun için ne kadar önemli olduğunun fark edilmesini, özlendiğini, düşünüldüğünü, hayatın bütün yoğunluğu içinde kendisine de özel bir yer ayrıldığını hissetmek ister.
Ve bazen bir insanın beklediği şey, büyük bir sürpriz ya da pahalı bir hediye değildir.
Sadece, “Senin için önemli olan bu gün, benim için de önemli.” duygusunu yaşatabilmektir.
Eylül’le birlikte Seyitcan’ı aradık.
Sohbet ederken Vassiliki’nin doğum günü için nasıl bir program yaptığını sordum.
O hafta sonu okuluna, ileride staj yapmak istediği hukuk firmasının geleceğini ve firma yetkilileriyle görüşeceğini söyledi.
Elbette bu da oğlumun geleceği için önemliydi. Yıllardır emek verdiği eğitimi, kurmak istediği mesleki hayatı, önüne çıkabilecek fırsatları vardı. Bunları görmezden gelemezdik.
Ama hayat yalnızca kariyerden, sorumluluklardan ve yapılması gereken işlerden ibaret değildi ki…
Ona, doğum günü hafta sonu gidemiyorsa bir önceki hafta sonu gidebileceğini söyledim.
Bir ilişkide insanın sevdiği kişiye zaman ayırmasının, O’nun duygularını önemsemesinin ve sevgisini yalnızca sözleriyle değil, davranışlarıyla da göstermesinin ne kadar kıymetli olduğunu anlattım.
Ve ona yıllardır inandığım bir şeyi söyledim:
“Oğlum, bazen bir gülle halledilebilecek şeyler vardır. Ama o gülü zamanında vermezsen, sonrasında bir gül bahçesi versen bile aynı mutluluğu yaşatamayabilirsin.”
Çünkü sevginin de bir zamanı vardır.
Bir insanın kalbine dokunmanın, O’nu mutlu etmenin, yanında olduğunu hissettirmenin…
Bazen zamanında yapılan küçücük bir davranış, sonradan gösterilen çok büyük çabalardan daha anlamlıdır.
Telefonu kapattık.
Birkaç gün sonra Vassiliki aradı beni.
Sesindeki mutluluğu daha ilk kelimelerinden hissettim. Heyecanla Seyitcan’ın uçak biletini aldığını, doğum gününden önceki hafta sonu San Francisco’ya geleceğini anlattı.
O kadar mutluydu ki…
Onun mutluluğu bana da geçti.
Bir insanın sevildiğini hissettiğinde sesinin nasıl değiştiğini, içindeki heyecanın nasıl dışarı taştığını duymak bile insanı mutlu etmeye yetiyor.
Ben de birlikte çok güzel zaman geçirmelerini, birbirlerine güzel anılar bırakmalarını diledim.
Telefonu kapattığımda içimde tarifsiz bir huzur vardı.
Çünkü bazen annelik, çocuğunun hayatındaki bütün sorunları çözmek değildir. Bazen onun fark etmediği bir duyguyu görmesine yardımcı olmak, başka bir insanın kalbine kendi kalbi kadar özen göstermesini hatırlatmaktır.
Üstelik bu kez yalnızca ben değil, kızım da abisinin ilişkisindeki küçük bir kırgınlığın büyümeden giderilmesine katkıda bulunmuştu.
İşte aile olmak biraz da böyle bir şey değil mi?
Birbirimizin hayatına hükmetmeden, kararlarımızı elimizden almadan, gerektiğinde farklı bir bakış açısı sunabilmek…
Birbirimizin yanlışlarını yüzümüze vurmak için değil, daha güzelini yapabileceğimize inandığımız için konuşabilmek…
Ve en önemlisi, birbirimizin mutluluğunu gerçekten önemsemek.
Elbette her ilişkinin kendine ait bir alanı vardır. Anne babalar çocuklarının ilişkilerini yönetmemeli, onların yerine karar vermemeli. Ama bazen sevgiyle söylenen birkaç cümle, insanın kendi içinde göremediği bir noktayı fark etmesine yardımcı olabilir.
Bizim yaptığımız da buydu.
Kararı Seyitcan verdi. Biletini kendisi aldı. Sevdiği kadının yanında olmayı kendisi seçti.
Biz yalnızca başka bir pencereden bakmasına yardımcı olduk. Ve O’nun bu küçük ama anlamlı adımı, hepimizi mutlu etti.
Sonrasında Eylül’le uzun uzun konuştuk.
Özellikle erkek çocuklarının duygularını ifade etme biçimleri üzerine…
Toplumumuzda erkek çocukları büyütülürken onlara çoğu zaman güçlü olmaları, başarılı olmaları, sorumluluk almaları öğretiliyor. Ama duygularını tanımaları, sevdiklerine ifade etmeleri, karşılarındaki insanın duygusal ihtiyaçlarını fark etmeleri aynı ölçüde önemsenmeyebiliyor.
Elbette bu yalnızca erkeklere özgü bir durum değil. Kadınlar da erkekler de duygularını ifade etmekte zorlanabilirler.
Ama özellikle erkek çocuklarına, duygularını göstermenin zayıflık olmadığı daha küçük yaşlardan itibaren anlatılmalı diye düşünüyorum.
Bir erkek çok sevebilir ama bunu göstermeyi bilemeyebilir.
Özleyebilir ama söylemeyebilir.
Karşısındaki insanın kendisi için ne kadar değerli olduğunu hissedebilir ama bunu davranışlarına yansıtmakta zorlanabilir.
Oysa sevgi, yalnızca insanın kendi içinde yaşadığı bir duygu olarak kaldığında, karşısındaki insan bazen o sevginin varlığından bile şüphe edebilir.
Sevdiğimiz insanın bizim onu sevdiğimizi bilmesiyle, o sevgiyi her gün hissedebilmesi aynı şey değildir.
Bazen bir telefon, bazen beklenmedik bir ziyaret, bazen içtenlikle sorulan bir “Nasılsın?”, bazen de yoğun bir hayatın ortasında yalnızca O’na ayrılmış birkaç saat…
Bunların hiçbiri büyük fedakarlıklar olmak zorunda değil.
Ama hepsi, “Sen benim hayatımda önemlisin.” demenin başka bir yoludur.
Çocuklarımızı yetiştirirken onlara yalnızca iyi bir eğitim, başarılı bir kariyer ve ekonomik bağımsızlık kazandırmayı hedeflememeliyiz.
Onlara iyi bir insan olmayı, empati kurmayı, sevginin sorumluluğunu taşımayı, karşılarındaki insanın duygularını kendi duyguları kadar önemsemeyi de öğretmeliyiz.
Çünkü bir insanın mesleğinde ne kadar başarılı olduğu, hayatında sevdiği insanlarla kurduğu ilişkilerin ne kadar sağlıklı olacağını tek başına belirlemiyor.
İnsan, sevmeyi de öğreniyor.
Sevgisini göstermeyi de…
Ve bazen, sevdiği insanın neye ihtiyaç duyduğunu fark edebilmeyi de…
Bu olay bana aile içindeki ilişkilerin ne kadar kıymetli olduğunu da yeniden düşündürdü.
Kızımın abisinin kız arkadaşının üzüntüsünü önemsemesi, onun mutluluğunu düşünmesi, benim de oğlumun hayatındaki bir insana aynı sevgiyle yaklaşabilmem…
Bunlar benim için çok değerli.
Çünkü aile olmak, yalnızca aynı kanı taşımak değildir.
Aile olmak, birbirimizin hayatına giren insanlara da sevgiyle yaklaşabilmek, onların mutluluğunu önemseyebilmek, birbirimizin güzel ilişkiler kurmasına destek olabilmektir.
Çocuklarımız büyüdüklerinde artık onların hayatlarının merkezinde biz olmayabiliriz. Kendi yollarını çizer, kendi ailelerini kurar, kendi kararlarını verirler.
Bizim görevimiz de onları kendimize bağlı tutmak değil, kendi hayatlarında mutlu ve sağlıklı ilişkiler kurabilecek bireyler olarak yetiştirmektir.
Bazen geri çekilmeyi bilmek, bazen yalnızca dinlemek, bazen de ihtiyaç duyduklarında bir cümleyle yanlarında olmak…
Annelik ve babalık, çocuklarımız büyüdüğünde bitmiyor. Sadece şekil değiştiriyor.
Onların hayatlarını yönetmekten, hayatlarına sevgiyle eşlik etmeye dönüşüyor.
Ve bir anne olarak, çocuklarımın yalnızca kendi mutluluklarını değil, sevdikleri insanların mutluluklarını da önemseyen bireyler olmalarını görmek, benim için hayattaki en büyük mutluluklardan biri.
Şimdi düşünüyorum da…
Bütün bu hikayenin içinde aslında çok basit ama çok önemli bir mesaj var.
Sevgi, yalnızca hissedilmek için değil, hissettirilmek için de vardır.
Sevdiğimiz insanlara ayırdığımız zaman, gösterdiğimiz özen, onların mutluluğunu önemseyerek attığımız küçük adımlar, ilişkilerimizin görünmeyen ama en güçlü bağlarını oluşturur.
Hayatın yoğunluğu hiç bitmeyecek.
Her zaman yetişmemiz gereken bir iş, tamamlamamız gereken bir sorumluluk, gitmemiz gereken bir yer olacak.
Ama bütün bunların arasında sevdiğimiz insanlara da yer açabilmeliyiz.
Çünkü bir gün geriye dönüp baktığımızda, kaç toplantıya katıldığımızı, kaç işi zamanında bitirdiğimizi belki hatırlamayacağız.
Ama sevdiğimiz bir insanın yüzünde oluşturduğumuz o gülümsemeyi, birlikte geçirdiğimiz güzel bir günü, zamanında uzattığımız bir eli unutmayacağız.
Ve belki de en önemlisi…
Birbirimizi sevmek kadar, birbirimize sevgimizi nasıl göstereceğimizi de öğrenmeliyiz.
Bunu çocuklarımıza da öğretmeliyiz.
Kız çocuklarımıza yalnızca sevilmeyi beklemeyi değil, sevgilerini göstermeyi; erkek çocuklarımıza yalnızca güçlü olmayı değil, duygularını ifade edebilmeyi de…
Çünkü sevgi, kadın ya da erkek fark etmeksizin, iki insanın birbirine gösterdiği özenle büyür.
Bir gülün zamanında verilmesi, bazen bir gül bahçesinden daha değerlidir.
Ve bazen, sevdiğimiz insanın kalbinde açan o tek gül, bir ömür unutulmayacak kadar güzel bir iz bırakır… 
-Leyla Edinç

Paylaş
★

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
0
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

Yorumlar RSS YORUMLAR - 0

Yorum Yap

Zorunlu değil

Güvenlik Kodu

Captcha