Son Yazılar
Anasayfa Keşfet Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Leyla Edinc
Ana sayfa | Leyla'dan | SÖYLENMEYENİ ANLAYAN İNSANLAR

Özel insanlar vardır insanın hayatında…
Onları düşündüğünüzde, aklınıza önce yaşadığınız güzellikler gelir. Geçmişinizden gelirler ama geçmişte kalmazlar. Yıllar geçer, şehirler değişir, hayatlar başka yönlere savrulur; araya insanlar, yollar, yaşanmışlıklar girer… Ama bazı insanların sizinle arasına yalnızca sevgi ve özlem girer.
Uzağınızdadırlar ama hiç uzaklaşmamışlardır.
Bazen tam onları düşündüğünüz anda telefonunuz çalar. Sesinizdeki küçücük bir değişiklikten bir şeylerin yolunda olmadığını anlarlar. “Anlat” diye zorlamazlar sizi. Çünkü anlatmanın bazen yaşamaktan bile daha zor olduğunu bilirler. Aslında bana göre gerçek yakınlık budur. Bir insanın söylediklerini değil, söyleyemediklerini de duyabilmek…
Hayat ilerledikçe insan ilişkilerinde başka bir şey daha öğreniyorsunuz: Bazen karşınızdaki insanın düşüncelerini okuyabilme yetisine sahip olmamayı diliyorsunuz. Çünkü söylenmeyen çok şeyi hissediyorsunuz. Bir bakıştan, bir suskunluktan, seçilmiş bir kelimeden, özellikle söylenmemiş bir cümleden, değişen bir ses tonundan…
İnsanlar yalnızca söylediklerinin duyulduğunu sanıyorlar çoğu zaman. Oysa bazı insanlar kelimelerin arasındaki boşlukları da duyar.
Ve en yorucu olan da budur. Çünkü karşınızdaki size bir cümle söyler; siz yalnızca o cümleye değil, o cümlenin arkasında gördüğünüz bütüne cevap verirsiniz. O ise sizin gördüğünüzü göremediği için tepkinizi anlayamaz. Sonra siz “fazla tepki veren” olursunuz. Oysa tepkiniz söylenen bir cümleye değildir belki. Söylenmeyen on cümleyedir. İşte tam da böyle zamanlarda insan, hayatındaki o özel insanların değerini daha iyi anlıyor. Kendinizi açıklamak zorunda kalmadığınız insanların…
“Ben aslında şunu demek istemiştim.” diye başlayan uzun cümlelere ihtiyaç duymadığınız insanların…
Sesinizden yorgunluğunuzu, suskunluğunuzdan kırgınlığınızı, kahkahanızdan gerçekten mutlu olup olmadığınızı anlayanların…
Bir zamanlar bir çay içebilmek için saatlerce yurt telefonunun çevrildiği günleri hatırlıyorum. Cep telefonlarının olmadığı, bir insana ulaşmanın bugünkü kadar kolay olmadığı zamanları…
Ulaşmak zordu ama isteyen ulaşıyordu.
Saatlerce otobüs yolculuğu yapıp bir doğum gününü özel kılan güzellikte insanlar vardı. Birkaç saat birlikte olabilmek için yollar aşılırdı. Bir ses duymak için defalarca telefon aranırdı. Şimdi ise dünyanın öbür ucundaki bir insana bir parmak dokunuşuyla ulaşabiliyoruz.
Ama bazen ulaşmıyoruz.
Demek ki mesele hiçbir zaman mesafe değilmiş.
Mesele telefon da değilmiş, yol da değilmiş, zaman da değilmiş.
Asıl olan istemekmiş. ”Yürek istediğinde el her yere yetişir.” derim her zaman… Asıl olan yüreğin istemesiymiş. Yıllar geçtikçe bunu daha iyi anlıyor insan.
Hayatınıza sonradan girip eskilerin yerini almaya çalışan insanlar oluyor. Bazen yakın görünmek için çok fazla konuşanlar, çok fazla anlatanlar, çok fazla yer kaplayanlar… Ama insanın kalbinde bazı yerler sonradan doldurulamıyor.
Çünkü o yerler zamanla değil, yaşanmışlıkla oluşuyor.
Birlikte ağlanan gecelerle…
Kahkahalarla…
Saatler süren yollarla…
Bir telefonun başında beklemekle…
Hiçbir şey anlatmadan anlaşılmakla…
Ve belki de en önemlisi, yıllar sonra bile birbirinin sesinde saklananları duyabilmekle…
Bugün dönüp baktığımda şunu düşünüyorum:
Hayatımıza çok insan giriyor ama çok azı bizi gerçekten görüyor.
Bazıları söylediklerimizi duyar.
Bazıları yaptıklarımızı görür.
Bazıları ise sustuğumuz yerde bile bizi anlar.
İşte insanın hayatında kalanlar çoğu zaman onlardır.
Çünkü gerçek dostluk sürekli konuşmak değildir. Sürekli görüşmek de değildir. Her gün birbirinin hayatında olmak hiç değildir.
Gerçek dostluk, yıllar sonra bir telefon açıldığında aradaki bütün zamanı birkaç saniyede silebilmektir.
“İyi misin?” denildiğinde, alışkanlıkla “İyiyim” deseniz bile karşıdan gelen; “Hayır… Sen iyi değilsin. cümlesidir.
Ve insan yaş aldıkça, kalabalıkları değil, işte o insanları özlüyor.
Kendisini anlatmak zorunda kalmadığı insanları…
Çünkü bu dünyada bir insan tarafından sevilmek çok güzel…
Ama hiçbir şey anlatmadan anlaşılmak, belki de sevginin en sessiz ve en derin halidir.
-Leyla Edinç

Paylaş
★

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
0
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

Yorumlar RSS YORUMLAR - 0

Yorum Yap

Zorunlu değil

Güvenlik Kodu

Captcha