Son Yazılar
Anasayfa Keşfet Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Leyla Edinc
Ana sayfa | Leyla'dan | GERÇEĞİ BİLEREK DÜŞ KURMAK

Yaşamın gerçekliğini dibine kadar yaşarken, insanın içindeki çocuğu da yaşatabilmesi ne kadar zor…
Hayat, büyüdükçe bize dünyanın sandığımız kadar masum bir yer olmadığını öğretiyor. İnsanları tanıyoruz. Kaybetmeyi öğreniyoruz. Hayal kırıklıklarını, yarım kalmışlıkları, vedaları, haksızlıkları görüyoruz. Bir zamanlar yalnızca iyiliğin yeterli olacağına inanırken, zamanla iyiliğin her zaman iyilikle karşılık bulmadığını da öğreniyoruz.
Ve belki büyümek tam olarak budur: Gerçeği görmek ama gördüğümüz gerçeğin bizi bütünüyle değiştirmesine izin vermemek.
İnsanın içinde, bütün yaşanmışlıklara rağmen hala başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan küçük bir yer vardır. Çocukken hiç düşünmeden yaptığımız şeyi, büyüdüğümüzde korumaya çalışırız: düş kurmayı… Çocukken düşlerimiz saflığımızdan doğarken, yetişkinlikte kurduğumuz düşler bazen her şeyi bilmemize rağmen doğar. İşte aradaki büyük fark budur.
Çocuk, dünyanın nasıl bir yer olduğunu henüz bilmediği için inanır. Yetişkin ise dünyanın nasıl bir yer olduğunu gördüğü halde inanmayı seçer.
Aslında asıl cesaret budur. İçimizdeki çocuğu yaşatmak, gerçeklerden habersizmiş gibi davranmak değildir. Tam tersine; hayatın karanlık tarafını gördükten sonra bile güzelliğe inanabilecek bir tarafımızı koruyabilmektir.
Düşlerimizin standardını düşürmemek de bundan başka nedir ki?
Hayat bize bazen, “Bu kadarını isteme.” der.
İnsanlar, “Gerçekçi ol.” der.
Yaşadıklarımız, “Artık öğrenmiş olmalısın.” diye fısıldar.
Oysa insan her hayal kırıklığından sonra beklentilerini biraz daha küçültürse, bir süre sonra hayal kırıklığı yaşamıyor olabilir ama artık gerçekten yaşamıyor da olabilir. Çünkü düşler yalnızca gelecekte ulaşmayı umduğumuz şeyler değildir. Bazen bugün dayanabilmemizi sağlayan görünmez sığınaklardır.
İnsan bazı günler gerçekleşeceğine kesin olarak inandığı için değil, onsuz yaşayamayacağı için hayal eder.
Küçük Prens’in dünyasında da gözlerin göremediği şeylerden söz edilir. Çünkü göz yalnızca olanı görür. Yürek ise olabilecek olanı da hisseder.
Belki bu yüzden insanın en büyük yanılgılarından biri, yalnızca gördüğünü gerçek sanmasıdır.
Bir ev gerçektir örneğin. Ama o evde hissedilen huzurun bir ağırlığı, ölçüsü, rengi yoktur.
Bir insan gerçektir. Ama onun yanında kendimizi güvende hissetmemizin fotoğrafını çekemeyiz.
Bir sarılma gerçektir. Ama onun içimizde iyileştirdiği yerleri gözlerimizle göremeyiz.
Sevgi, özlem, umut, aidiyet, güven…
İnsan hayatındaki en önemli şeylerin çoğu zaten görünmezdir.
Belki de bu nedenle yüreğimizle ararız.
Peki yüreğiyle aradığını insan gerçek yaşamda mı bulur, yoksa düşlerinde mi?
Belki ikisinde de.
Düşler bize sınırsız bir dünya verir. Orada zamanın hükmü yoktur. Kaybettiğimiz birinin elini yeniden tutabilir, hiç gitmediğimiz bir yere gidebilir, yaşayamadığımız bir hayatı yaşayabiliriz. Söylenmemiş sözleri söyleyebilir, yarım kalan hikayelerin sonunu değiştirebiliriz.
Düşlerde sınır yoktur. Ama düşlerin tuhaf bir tarafı vardır: Gerçek olmadıklarını bildiğimiz halde bizde yarattıkları duygu gerçektir.
Hayal ettiğimiz bir şey yüzümüzü güldürebilir.
Hiç yaşanmamış bir an içimizi ısıtabilir.
Henüz hayatımıza girmemiş bir insanı düşünmek bile umut verebilir.
Belki de bu yüzden düş ile gerçek arasındaki çizgi sandığımız kadar kesin değildir.
Çünkü gerçeklik yalnızca başımıza gelenlerden oluşmaz; başımıza gelenlerin içimizde yarattığı şeylerden de oluşur.
Ve bazen bir düş, yaşanmış bir gerçekten çok daha derin bir iz bırakabilir.
Düşlerin amacı hayatın yerine geçmek değildir.
Düşler, hayatın neye dönüşebileceğini hatırlatır bize.
İnsan düşlediği her şeye ulaşamayabilir. Bazı düşler yarım kalır, bazıları zamanla değişir, bazıları ise hiçbir zaman gerçekleşmez. Ama yine de onların varlığı boşuna değildir. Çünkü düşler yalnızca varacağımız yeri değil, yürüdüğümüz yönü de belirler.
İnsanın düşlerindeki standardı düşürmemesi bu yüzden önemlidir.
Bu, kusursuz bir hayat beklemek değildir.
Bu; sevgisizliğe alışmamaktır.
Saygısızlığı normalleştirmemektir.
Kendimize ait olmayan bir hayata sırf kolay olduğu için razı olmamaktır.
Bir zamanlar yüreğimizin bize söylediği şeyi, yıllar geçtikçe tamamen susturmamaktır.
Çünkü hayat bizi olgunlaştırırken bazen farkında olmadan içimizdeki çocuğu da susturur.
Oysa yapılması gereken onu susturmak değil, yanımıza almaktır. Artık direksiyonda o oturmayacaktır elbette. Çünkü yetişkin tarafımız yolu, tehlikeleri ve sınırları bilir. Ama içimizdeki çocuk da camdan dışarı bakmaya devam etmelidir.
Gökyüzünü görmelidir.
Yıldızları saymalıdır.
Bazen olmayacak şeylere inanmalıdır.
Çünkü yalnızca gerçekliği bilen yetişkin tarafımızla yaşarsak hayat güvenli ama renksiz olabilir. Yalnızca çocuk tarafımızla yaşarsak da gerçeklik bizi kolayca incitebilir.
İnsanın bütünlüğü, ikisini yan yana yaşatabilmesindedir: Aklıyla gerçeği görmek, yüreğiyle ihtimali kaybetmemek…
Hayatın ne olduğunu bilmek ama ne olabileceğini de unutmamak…
Ve bütün kırılmışlıklarına rağmen hala güzel bir şey gördüğünde heyecanlanabilmek.
Belki Küçük Prens’in bize anlatmaya çalıştığı da tam olarak budur.
Gözler dünyaya bakar.
Akıl gördüğünü anlamlandırır.
Ama insan neyi araması gerektiğini çoğu zaman yüreğinden öğrenir.
Ve bazı şeyleri önce düşlerimizde buluruz. Sonra, onları gerçekten istediğimizi anlayınca, gerçek hayatta aramaya başlarız.
Bazılarını buluruz.
Bazılarını bulamayız.
İnsanın asıl kaybı, aradığını bulamaması değildir.
Bir gün artık aramaya değer hiçbir şey olmadığına inanmasıdır.
Bu yüzden hayat ne kadar gerçek olursa olsun, insanın içinde gerçekliğin dokunamadığı küçücük bir yer kalmalı.
Bir yıldız…
Bir ihtimal…
Bir çocukluk inancı…
Bir “belki…”
Bence I nsanı bunca şeyin içinden geçiren şey, sahip oldukları değil, hala mümkün olduğuna inandıklarıdır.
Ve bence düş kurmak, gerçeklerden kaçmak değildir.
Gerçeklerin, insanın içindeki güzellik ihtimalini öldürmesine izin vermemektir.
-Leyla Edinç

Paylaş
★

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
5.00
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

Yorumlar RSS YORUMLAR - 0

Yorum Yap

Zorunlu değil

Güvenlik Kodu

Captcha