Leyla Edinc
Anasayfa Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Ana sayfa | Leyla'dan | ÇOCUKLARIMIZA GÜCÜ DEĞİL, KENDİNİ KORUMAYI ÖĞRETMELİYİZ.

Çocuklarımızı hayata hazırlarken onlara matematik, yabancı dil, müzik, sanat ve akademik başarı kazandırmaya çalışıyoruz. Oysa hayatın içinde ihtiyaç duyabilecekleri çok daha temel bir beceri var: Kendilerini koruyabilmek.

 Ben kız ya da erkek ayrımı yapmadan, çocukların küçük yaşlardan itibaren mutlaka bir savunma sporu eğitimi alması gerektiğine inanıyorum. Benim iki çocuğum da kahverengi kuşak sahibi. Bunun bana verdiği güven, onların gerektiğinde kavga edebilecek olmalarından değil; bedenlerini tanımaları, sınırlarını bilmeleri, disiplin kazanmaları ve zor bir durumda kendilerini koruyabileceklerine dair özgüven geliştirmelerinden kaynaklanıyor. Savunma sporu öğretmek, çocuğa kavga etmeyi öğretmek değildir.

Tam tersine, iyi bir savunma eğitiminin ilk öğrettiği şey gücü kontrol etmektir. Ne zaman geri çekileceğini, ne zaman uzaklaşacağını, ne zaman yardım isteyeceğini ve ancak kaçış mümkün değilse kendisini nasıl koruyabileceğini bilmektir.

Özellikle kız çocuklarımız için…

Kız çocuklarımızı büyütürken onlara yıllardır aynı cümleleri söylüyoruz:

“Geç kalma.”

“Tanımadığın insanlarla konuşma.”

“Tek başına gitme.”

“Dikkatli ol.”

Elbette bunların hepsi önemli. Fakat bir noktada çocuğa sadece dünyadan korkmayı değil, dünyanın içinde kendine güvenerek hareket etmeyi de öğretmemiz gerekiyor.

Bir kız çocuğunun “Hayır!” diyebilmesi, rahatsız olduğu bir ortamdan çıkabilmesi, birinin kendisine dokunmasına izin vermemesi, tehlikeyi sezdiğinde kendi içgüdüsüne güvenmesi ve gerektiğinde yüksek sesle yardım istemesi de bir eğitimdir.

Hatta belki savunmanın ilk aşaması zaten budur.

Çünkü gerçek hayatta kendini korumak her zaman bir rakibi yere yatırmak anlamına gelmez. Bazen en başarılı savunma, tehlikeyi daha ortaya çıkmadan fark edip oradan uzaklaşmaktır.

Çocuklarımıza sadece “kibar olmayı” öğretmeyelim

Çocuklarımızın kibar, saygılı ve uyumlu olmasını istiyoruz. Fakat bazen farkında olmadan onlara itaat etmeyi, kendi sınırlarını korumaktan daha önemliymiş gibi öğretiyoruz.

“Büyüklerin sözünü dinle.”

“Karşı gelme.”

“Sesini yükseltme.”

“Böyle davranmak ayıp.”

Sonra da büyüdüklerinde, rahatsız oldukları bir durumda neden seslerini çıkaramadıklarını sorguluyoruz. Oysa çocuğumuza aynı anda hem saygıyı hem sınır koymayı öğretebiliriz.

Kibar ol ama gerektiğinde “Hayır” diyebil.

Saygılı ol ama kendine saygından vazgeçme.

Kimseye zarar verme ama kimsenin de sana zarar vermesine sessiz kalma.

Bence çocuk yetiştirmenin önemli dengelerinden biri tam olarak budur. “Keşke kendini savunabilseydi” demek istemiyorum.  Bugün kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet haberlerini gördüğümüzde hepimizin içinde aynı çaresizlik oluşuyor. Her yeni olaydan sonra “Nasıl önlenebilirdi?” diye düşünüyoruz.

Elbette hiçbir kadını ya da çocuğu başına gelen bir saldırıdan dolayı sorumlu tutamayız. Bir saldırının sorumlusu yalnızca saldırgandır. Bir insanın kendini savunamamış olması, saldırgana hiçbir şekilde mazeret oluşturmaz.

Fakat bu gerçek, çocuklarımızı gelecekte karşılaşabilecekleri tehlikelere karşı hazırlamamamız gerektiği anlamına da gelmez.

Ben “Keşke kendini savunabilseydi” demek yerine, kendi çocuklarım için şimdiden elimden geleni yapmayı tercih ediyorum. Onlara yalnızca nasıl başarılı olacaklarını değil, zor durumda nasıl ayakta kalacaklarını da öğretmek istiyorum.

Erkek çocukları da bu eğitimin dışında bırakılmamalıdır… Bu konu sadece kız çocuklarının meselesi değildir.

Erkek çocuklarının da kendini savunmayı öğrenmesi kadar, gücünü nasıl kullanmaması gerektiğini öğrenmesi önemlidir. Bir savunma sporu doğru eğitimle verildiğinde çocuğa “Ben senden güçlüyüm” duygusunu değil, “Gücümün bir sorumluluğu var” bilincini kazandırır.

Rakibine saygı duymayı, öfkesini kontrol etmeyi, kaybettiğinde yeniden başlamayı, fiziksel gücünü kontrol altında tutmayı öğrenir.

Belki de şiddeti azaltmanın yollarından biri de budur: Çocuklara gücü göstermek yerine gücü yönetmeyi öğretmek.

Çocuklarımızı korkuyla değil, özgüvenle büyütelim…

Ben çocuklarımızın sürekli tehlike bekleyen, herkesten şüphelenen bireyler olarak yetişmesini istemiyorum.

Tam tersine, kendilerine güvenen çocuklar olsunlar istiyorum.

Bedenlerini tanısınlar.

Sınırlarını bilsinler.

Rahatsız olduklarında bunu söyleyebilsinler.

Tehlikeyi fark edebilsinler.

Gerektiğinde yardım isteyebilsinler.

Ve son çare olarak kendilerini koruyabileceklerini bilsinler. Hayatta her şeyi çocuklarımız adına bizim yapmamız mümkün değil.

Bir gün elimizden tutmadan dışarı çıkacaklar. Okula gidecekler, üniversiteye gidecekler, işe başlayacaklar, seyahat edecekler, kendi hayatlarını kuracaklar.

Bizim görevimiz onları sonsuza kadar korumak değil; biz yanlarında olmadığımızda da kendilerini koruyabilecek donanıma sahip olmalarını sağlamak.

Belki de bir anne-babanın çocuğuna verebileceği en önemli özgüvenlerden biri budur: “Ben her zaman yanında olamayabilirim. Ama sen kendini koruyabilecek kadar güçlü, akıllı ve bilinçlisin.”…

Çocuklarımıza kavga etmeyi değil, kendilerine sahip çıkmayı öğretelim. Güçlü çocuk, başkasını yere seren çocuk değildir. Güçlü çocuk; gerektiğinde “hayır” diyebilen, tehlikeyi fark edebilen, kendine güvenen, başkasına zarar vermeden kendini koruyabilen ve kendi hayatının sınırlarını koruyabilen çocuktur.

   Bugün çocuklarımız için yapabileceğimiz en değerli yatırımlardan biri, onlara tam da bu gücü kazandırmaktır.

-Leyla Edinç

Paylaş
X

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
0
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

YORUMLAR - 0

Yorumunuzu yazın

Zorunlu değil

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

Captcha