Leyla Edinc
Anasayfa Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Ana sayfa | Leyla'dan | İNSAN DEĞİL, ONA YÜKLEDİĞİMİZ ANLAM YORAR BİZİ!

 İnsan, çoğu zaman gerçeği değil, gerçeğe yüklediği anlamı yaşar. Hayatımız boyunca tanıştığımız insanlar, aslında bize kendilerini gösterirler. Fakat biz onları görmek yerine, kendi zihnimizde inşa ettiğimiz suretleri seyretmeyi tercih ederiz. Sonra bir gün o suret dağılır. Biz buna “ihanet”, “hayal kırıklığı” ya da “değişim” adını veririz. Oysa değişen çoğu zaman insan değildir; onun üzerine örttüğümüz hayaldir. Belki de ilişkilerimizin en büyük trajedisi budur. Karşımızdaki insan, sadece kendisi oluyordur. Biz ise onun, bizim yüklediğimiz anlamı yaşamasını bekliyoruzdur. 

   İnsan, sevdiğini sandığı kişiyi değil; çoğu zaman o kişinin kendisinde uyandırdığı duyguyu sever. Çünkü zihin, gerçek insanlardan çok, kendi yarattığı hikayelere bağlanır. Beklentiler büyüdükçe gerçek küçülmeye başlar. Ve bir gün gerçek, hayalin ağırlığını taşıyamaz. İşte o gün, “Sen değiştin.” deriz.

Belki de değişen hiç kimse değildir. Sadece gözümüzden düşen, kendi kurduğumuz masaldır.

Carl Gustav Jung, “Her insan, gölgesini başkasına yansıtır.” der. Beğenmediğimiz ya da hayran olduğumuz birçok özellik aslında kendi iç dünyamızın yansımalarıdır. Bir insana gereğinden fazla anlam yüklediğimizde, çoğu zaman ona değil; kendi eksik parçalarımıza tutunuruz. O kişiyi değil, kendi tamamlanma arzumuzu severiz. Bu yüzden bazı ayrılıklar bir insanı değil, bir hayali kaybetmenin yasını taşır.

Friedrich Nietzsche, “İnsanın olgunluğu, çocukken oynadığı ciddiyeti yeniden kazanmasıdır.” der. Belki de olgunluk; insanları değiştirmeye çalışmaktan vazgeçip onları olduğu gibi görebilmektir. Çünkü değiştirmek istediğimiz herkes, aslında bizim beklentilerimizin tutsağı haline gelir.

Oysa sevgi, esaret değildir.

Sevgi, özgür bırakabilme cesaretidir.

Martin Buber, insan ilişkilerini iki kavramla açıklar: “Ben-O” ve “Ben-Sen.” Birine “O” dediğimizde onu zihnimizde bir nesneye dönüştürür, ona roller biçer, ondan beklentiler üretiriz. “Sen” diyebildiğimizde ise onu olduğu gibi kabul ederiz. Gerçek ilişki tam da burada başlar. Çünkü sevgi, bir insanı değiştirmek değil; onun varlığına tanıklık edebilmektir.

Ne var ki insan zihni, belirsizliği sevmez.

Her şeyi tanımlamak, sınıflandırmak ve güvenli hale getirmek ister.

Bu yüzden insanların üzerine etiketler yapıştırırız:

“O beni asla üzmez.”…

“O hep yanımdadır.”…

“O beni herkesten iyi anlar.”…

Hayat ise bu cümlelerin hiçbirine imza atmaz.

Çünkü insan değişir.

Şartlar değişir.

Zaman değişir.

Ve en çok da anlamlar değişir.

  Albert Camus, hayatın en büyük gerçeğinin “saçma” olduğunu söyler. Çünkü insan kesinlik arar, hayat ise kesinlik vermez. Biz sonsuz güven isteriz; hayat bize yalnızca anlar sunar. Acımızın büyük kısmı, gerçeğin acımasızlığından değil; kesinlik beklentimizin kırılmasından doğar.

Belki de bu yüzden hayal kırıklığı, gerçeğin değil; beklentinin cenazesidir.

Mevlana ise bambaşka bir kapı aralar: “Sen deniz ol. Bırak isteyen dalga olsun.”…

Deniz, dalgaların nasıl olacağını belirlemeye çalışmaz. Onları olduğu gibi kabul eder. İnsan da ilişkilerinde deniz olabildiğinde huzuru bulur. Çünkü artık kimsenin kendi eksiklerini tamamlamasını beklemez. Kendini tamamlamış bir insan, başkasını değiştirmeye ihtiyaç duymaz. Gerçek sevgi, karşımızdaki insanın bize hissettirdiklerinden çok, onun var olma hakkına duyduğumuz saygıdır.

Bir insanı sevmek; O’nu kendi hayallerimize benzetmek değildir. O’nun, bizden bağımsız bir dünya olduğunu kabul edebilmektir.

İşte özgürlük burada başlar.

Ve huzur da…

Belki de yıllarca “Beni hayal kırıklığına uğrattılar.” diye düşündüğümüz insanlar, aslında bize çok daha büyük bir iyilik yaptılar.

Bize, insanların değil; beklentilerimizin kırıldığını gösterdiler.

Çünkü insanı yoran, karşısındaki insan değildir.

O’nun üzerine yüklediği anlamın ağırlığıdır.

  Aslında insanları oldukları gibi görebildiğiniz gün, onları affetmeniz gerekmez. Çünkü artık sizi inciten şeyin onlar değil, onlara yüklediğiniz anlam olduğunu fark edersiniz. O gün, ilişkiler değişmez.

Değişen sadece bakışınızdır. Ve bazen bir insanın hayatını değiştiren şey, tam da budur. 

İnsan, başkasını olduğu gibi sevmeyi öğrendiğinde değil; O’na kendi hayallerini yüklemekten vazgeçtiğinde özgürleşir.

-Leyla Edinç

Paylaş
X

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
0
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

YORUMLAR - 0

Yorumunuzu yazın

Zorunlu değil

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

Captcha