Leyla Edinc
Anasayfa Leyla'dan Leyla'ca Aforizmalar
Ana sayfa | Leyla'dan | HER ŞEYİN OLMASININ BİR NEDENİ VARDIR!

Her şey gelip geçtiğinde insan geriye dönüp baktığında şunu fark eder: Hayat, sandığımız kadar rastgele yazılmış bir hikaye değildir. Bize tesadüf gibi görünen karşılaşmaların, ayrılıkların, kayıpların ve yeniden doğuşların görünmeyen bir sebebi vardır. Çünkü zaman, yaşarken bize yalnızca olayları gösterir; anlamlarını ise yıllar sonra fısıldar.

  İnsan gençliğinde hayatı seçimlerinden ibaret sanır. Oysa yaş aldıkça anlar ki bazen seçim dediği şey, çok daha büyük bir düzenin içinde kendisine sunulmuş bir ihtimalden başka bir şey değildir. Leibniz’in işaret ettiği gibi, hayat tesadüflerle zorunlulukların birbirine dolandığı büyük bir örgüdür. Biz yalnızca ipin görünen ucunu tutarız; düğümleri ise çoğu zaman yıllar sonra fark ederiz.

  En büyük yanılgımız ise Aşk konusunda yaşanır.

Gençlikte aşkı bir duygu zannederiz. Kalbin hızlanmasını, özlemeyi, beklemeyi, kavuşmayı aşkın kendisi sanırız. Oysa bunlar yalnızca aşkın üzerimizde bıraktığı ilk dalgalardır. Deniz değildir; sadece kıyıya vuran köpüklerdir.

Godard’ın filmindeki şu soru bu yüzden sarsıcıdır:

“Aşk hakkında ne düşünüyorsunuz?”…

Ve verilen cevap beklenmedik derecede serttir:

“Onun da üstesinden gelinmeli.”…

İlk bakışta bu söz, aşkı küçümseyen bir cümle gibi görünür. Oysa tam tersidir. Çünkü insanın üstesinden gelmesi gereken şey Aşk değil; aşkın içine gizlediği kendi yanılsamalarıdır.

Biz çoğu zaman sevdiğimiz kişiyi değil, O’nun bizde uyandırdığı eksikliği severiz. Bazen çocukluğumuzun tamamlanmamış yanını, bazen yalnız kalmama arzumuzu, bazen de olmak istediğimiz kişiyi bir başkasının yüzünde ararız. Bu yüzden genç yaşlarda “Seni seviyorum.” dediğimizde aslında neyi sevdiğimizi çoğu zaman bilmiyoruzdur. İnsanın en büyük cehaleti, kendisini tanımadan başkasını tanıdığını sanmasıdır.

Çünkü insan kendisini tanımadan sevgiyi tanımlayamaz. Kendi boşluklarını bilmeyen biri, doldurmak istediği yeri de bilemez. İşte bu yüzden olgunluk yalnızca yaş almak değildir. Olgunluk, kendi karanlığıyla tanışabilmektir. Kendi korkularını, bencilliklerini, beklentilerini ve yaralarını görebilmektir. Ancak bunu başarabilen biri, karşısındaki insanı olduğu gibi sevmeye yaklaşabilir.

  Belki de gerçek Aşk, iki insanın birbirine tutunması değildir. İki tamamlanmamış insanın, birbirini tamamlamaya çalışmadan birlikte yürümeyi öğrenmesidir. Ya da iki tamamlanmış insanın evrildikleri aynı yönde birlikte yürümeleridir.  Hayatın bütün acıları da, sevinçleri de bizi bu olgunluğa taşımak için vardır.

  Bugün anlam veremediğimiz bir ayrılık, yıllar sonra karakterimizin temel taşı olur. Büyük bir hayal kırıklığı, bizi kendimizle tanıştırır. Kaybettiğimizi sandığımız insanlar, aslında içimizde doğacak başka bir insanın yolunu açarlar. Bu yüzden hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Karşılaştığımız her insan, aldığımız her yara, ettiğimiz her veda ve kurduğumuz her hayal; görünmeyen bir nedenin sessiz parçalarıdır.

Hayat bazen bize istediğimizi vermez.

Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey, istediğimiz değildir.

Ve insan ancak zamanın uzun sessizliğini dinlediğinde şunu anlayabilir:

Gerçek Aşk, birini bulmak değil; önce kendine yabancı olmaktan vazgeçmektir.

Çünkü kendisini tanımayan insan, Aşkı da tanıyamaz.

Ve belki de hayatın en büyük bilgeliği şudur:

Her şey gelip geçer…

Ama hiçbir şey boşuna yaşanmaz.

-Leyla Edinç

Paylaş
X

Değerlendir

Bu sayfayı değerlendirin
0
5 üzerinden
Değerlendirme için yıldızlardan birini seçin
Değerlendirmeniz kaliteyi geliştirmemize yardımcı olur.

YORUMLAR - 0

Yorumunuzu yazın

Zorunlu değil

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

Captcha