Shakespeare demişti:
“Aşk gözle değil, ruhla görür.”
Belki de bu yüzden
Onun gözüne kör derler.
Ben yıllardır düşünüyorum…
Kör olan aşk mıydı,
Yoksa biz mi
Sevdiğimizde görmek istemeyen?
Aşk geldiğinde,
Kusurlar silinmez aslında.
Yüzdeki çizgiler kaybolmaz,
İnat, öfke, kırgınlık
Bir sabah sis gibi yok olmaz.
Ama aşk,
Bir terazinin kefesine
Kusurları değil, insanı koyar.
Başkalarının “yük” dediğini
Omuzlamaya razı olursun.
Bir eksikliği değil,
Bir hikayeyi seversin.
Bir yarayı değil,
O yaranın içinden geçmiş kalbi.
Bu yüzden dışarıdan bakanlar,
“Gözü kör olmuş,” der.
Çünkü onlar kusuru görür,
Sen nedeni.
Onlar hatayı görür,
Sen mücadeleyi.
Onlar bugüne bakar,
Sen bütün bir ömre.
Yine de aşk bütünüyle masum değildir.
Bazen gerçekten körleşir.
Kendini inkar edecek kadar,
İncinmeyi sevgi sanacak kadar,
Gitmesi gereken yerde kalacak kadar.
İşte o zaman Aşk değil,
İnsanın korkularıdır gözlerini bağlayan.
Belki Shakespeare haklıydı,
Ama eksik bırakmıştı cümleyi.
Aşkın gözü kör değildir;
Sadece herkesin baktığı yere bakmaz.
O, kusurların arasından geçip
İnsanın özünü arar.
Ve bazen yanılır,
Bazen yanar,
Bazen yıkılır.
Bir kalbi başka bir kalbe
Bağlayan şey de tam olarak budur:
Görünene değil,
Görünmeyene inanma cesareti.
-Leyla Edinç
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın