Bir kadını anlamak, iyi bir şarabı tatmak gibidir. Onu sadece ilk yudumuyla değerlendiremezsiniz. Çünkü ne büyük şaraplar ilk anda bütün sırlarını açığa vurur ne de gerçek kadınlar…
Şarabın bir toprağı vardır. Üzümünü besleyen güneş, yağmur, rüzgar ve geçen mevsimler onun karakterini oluşturur. Kadının da bir geçmişi vardır. Çocukluğu, hayalleri, mücadeleleri, kırgınlıkları ve kazandığı deneyimler onun ruhunu şekillendirir. Bir şarabı severken bağını inkar edemeyeceğiniz gibi, bir kadını severken de onun geçmişini yok sayamazsınız.
Fakat asıl mesele, bir erkeğin hayatına giren kadının ne kattığıdır.
İyi bir şarap, sıradan bir sofrayı bile unutulmaz bir akşama dönüştürebilir. Doğru bir kadın da bir erkeğin hayatını sadece paylaşmaz; ona yeni ufuklar açar. Daha güzel konuşmayı, daha dikkatli dinlemeyi, daha zarif davranmayı öğretir. Bir erkeğin kültürü sadece okuduğu kitaplarla değil, sevdiği kadının dünyasına ne kadar saygıyla girebildiğiyle de gelişir.
Çünkü gerçek bir ilişki, iki insanın birbirini olduğu yerde bırakması değil, birbirini daha iyi bir yere taşımasıdır.
Bir kadın, sevdiği adamı yeni bir kitabın sayfalarıyla tanıştırabilir, hiç gitmediği şehirleri gezdirebilir, farklı müzikleri sevdirebilir, sanatın inceliklerini gösterebilir. Erkek de kadına güveni, sadakati, huzuru ve omuz verebilmeyi sunabilir. Böylece iki insan, birbirlerinin hayatında eksik kalan parçaları tamamlar.
Şarap yıllandıkça değer kazanır derler. Bunun sebebi sadece geçen zaman değildir. Doğru koşullarda saklanması, özen gösterilmesi ve sabırla beklenmesidir. İlişkiler de böyledir. Sevgi tek başına yeterli değildir. Saygı, emek, anlayış ve güven olmadan yıllar sadece takvim yapraklarını eskitir.
Bir kadına değer vermek, ona pahalı hediyeler almak değildir. Önce yüreğine dokunmaktır. Gözlerinin anlattığını anlayabilmektir. Sessiz kaldığında sustuğu cümleleri duyabilmektir. Çünkü kadınlar çoğu zaman sevgiyi sözcüklerden çok davranışlarda ararlar.
Bir erkeğin başarısının arkasında güçlü bir kadın vardır sözü sıkça söylenir. Belki de daha doğrusu şudur: Gerçek bir kadın, sevdiği erkeğin sadece başarısına değil, karakterine de katkıda bulunur. Onu daha olgun, daha bilge ve daha zarif bir insana dönüştürebilir. Aynı şekilde gerçek bir erkek de sevdiği kadının kendisi olabilmesine, korkmadan gülmesine ve hayallerinin peşinden gitmesine güç verir.
İşte bu yüzden bir kadın, bir erkeğin hayatındaki bir misafir değildir. Doğru kadın, onun yol arkadaşıdır. Aynı masada oturup aynı kadehten hayata bakabilen, acıyı da sevinci de paylaşabilendir.
Ve aşk, sarhoşluk değildir. Sarhoşun her zaman içmek için bir bahanesi vardır. Mutlu olur içer, üzülür içer, yalnız kalır içer. Ama aşığın bahanesi yoktur. Onun amacı, sevdiği insanla hayatı daha anlamlı yaşamaktır.
Bir gün, yıllar geçip de hayatın telaşı dindiğinde, bir erkek geriye dönüp baktığında şunu söyleyebiliyorsa… “Onunla tanıştığım gün sadece bir kadını değil, daha iyi bir insan olma yolculuğunu da tanımışım.”… İşte o zaman hayatındaki kadın, sadece sevdiği değil, yıllandıkça değeri artan en güzel şarabı olmuştur.
Ve bazı şaraplar nasıl tek başına içilmezse, bazı kadınlar da sadece sevilmek için değil, anlaşılmak, değer görmek ve birlikte yaşlanmak için vardır.
-Leyla Edinç
Görsel: Yalıkavak Evinde Firdevs Ablamla gün batımını yolculama zamanımız
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın