Kimi kadınlar bir başınadır. Hastalandığında, korktuğunda, kırıldığında, yorulduğunda kimseyi rahatsız etmemeyi öğrenmiştir. Hayat onlara, gözyaşlarını sessiz akıtmayı, acılarını içlerinde büyütmeyi ve en zor zamanlarında bile dimdik durmayı öğretmiştir.
Ama bir yanılgıyı düzeltmek gerekir…
Onlar sadece güçlü olmak zorunda bırakılmışlardır. Çünkü bilirler ki bazen en büyük yalnızlık, kalabalıkların içinde yaşanır. En ağır yük, omuz omuza yürüdüğünü sandıklarının arasında taşınır. Hatta en yakındakilerin içinde bile, bir an olsun güçsüz düştüğünü gördüklerinde bunu anlayışla karşılamak yerine, daha ağır bir darbe vurmak için bekleyenlerin olduğunu hissederler.
İşte bu yüzden… Yorulsalar da söylemezler.
Kırılsalar da göstermezler. Canları yansa da gülümserler. Oysa çoğu insan sadece o gülümsemeyi görür. Kimse, o tebessümün arkasında kopan fırtınaları, geceleri uykusuz bırakan düşünceleri, sessizce verilen mücadeleleri fark etmez. Kimse, güçlü görünen insanların aslında ne kadar yorgun olabileceğini düşünmez.
Belki de bu yüzden bazı gülümseyişlerin içinde bir çığlık saklıdır. Ve o çığlığı duyamayanlar, bir gün tamamen sustuğunda büyük bir sessizlikle karşılaşırlar. Gülümseyişlerindeki çığlığı göremediklerinizin sesi tamamen sustuğunda, siz de kendi körlüğünüzün karanlığında kalırsınız. Çünkü bazı insanlar gitmez; sadece susar. Ve bazen bir insanın susması, haykırmasından çok daha ağırdır.
Ne acı bir duygudur insanın inandığı yerden kırılması… Bir yabancının kötülüğü can yakar belki ama geçer. Asıl yara, güven duyduğunuz ellerden gelir. Sırtınızı yasladığınız omuzun sizi yalnız bırakması, sevginize inandığınız insanların sizi en çok incitenler olması, insanın dünyaya bakışını değiştirir.
İşte o zaman kadınlar hayal kurmayı değil, gerçeklerle yaşamayı öğrenirler. Toz pembe dünyaları olmaz onların. Hak ettiklerinden çok daha azına razı olmayı değil, hak ettikleri için mücadele etmeyi öğrenirler.
Çünkü güç, çoğu zaman bir tercih değildir.
Güç, insanın defalarca yıkılıp yeniden ayağa kalkmasının adıdır.
Herkes güçlü kadınları alkışlar.
Herkes onların ayakta kalışına hayran olur.
Ama çok az insan dönüp de şu soruyu sorar:
“Bu kadın hiç dinlenebildi mi?”
“Bir omuza yaslanabildi mi?”
“Bir gün olsun güçlü olmak zorunda kalmadan yaşayabildi mi?”…
Belki de gerçek güç, hiç düşmemek değildir.
Düştüğünde el uzatacak birinin var olduğunu bilmektir. Çünkü en güçlü kadınlar bile bazen yorulur.
Bazen kırılır. Bazen sadece anlaşılmak ister.
Bu Ve belki de hayattaki en büyük incelik, insanların kahkahalarına değil, gözlerindeki sessizliğe bakabilmektir. Güçlü görünenlerin de sarılmaya, dinlenmeye ve “Artık yükünü tek başına taşımak zorunda değilsin.” sözünü duymaya ihtiyacı olduğunu fark edebilmektir.
Çünkü bazı kadınlar bir başına değildir…
Sadece hayat, onları daima güçlü olmak zorunda bırakmıştır. Ve en büyük kahramanlıkları, kimsenin görmediği savaşlardan çıkıp, yine de içlerindeki sevgiyi ve insanlığa olan inançlarını tamamen kaybetmeden yaşamaya devam edebilmeleridir.
-Leyla Edinç
Görsel: İbrahim Öztoprak
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın