Başka bir ülkede yaşamanın
En ağır tarafı dil değil,
Alışkanlıklar değil,
Yeni sokaklara yabancı olmak da değil…
En ağır tarafı,
Mesafelerin gerçekten mesafe olmasıdır.
Bir sesin ucuna dokunamamak,
Bir kapıyı çalıp,
“Ben geldim” diyememek ansızın…
Ne kadar desek de
“Yeter ki kalpler uzak düşmesin!”
Bilirim ki;
Bazen kilometreler,
Kalbin üstüne çöken bir ağırlık olur.
Yıllar geçiyor usulca,
Takvim yaprakları değil,
Özlemler birikiyor çekmecelerde.
Ve insan fark ediyor bir gün;
En çok yaşadıklarından değil,
Yaşayamadıklarından sızlıyor içi…
Hep yarın var sanıyoruz.
Sanki zaman bizimle anlaşmış gibi…
Erteliyoruz sarılmaları,
Saklıyoruz söylemek istediklerimizi,
Bir köşeye bırakıyoruz hayallerimizi
“Kısmet olursa!” diyerek…
Sonra bir gün,
Aynaya bakınca anlıyoruz;
Geç kalan sadece saat değil,
Bizmişiz aslında…
Elbette düşeceğim,
Elbette yanlış yollara sapacağım,
Belki sert duvarlara çarpacağım,
Kendi inadımla…
Ama inanın,
Kendi kalbinle yaşamanın bedeli,
Hiçbir zaman
Susup içine gömdüklerinin bedelinden,
Daha ağır olmayacak.
Çünkü insanı yoran
Yaptığı hatalar değil,
Cesaret edemedikleridir.
İçinde sakladığı cümlelerdir.
Yaşanmadan solan hayat parçalarıdır…
Yirmi beş yıl…
Bir ömür kadar uzun…
Bir özlem kadar derin..
Gurbet, insana sabrı öğretir,
Ama aynı zamanda fısıldar;
“Hayatı daha fazla erteleme.”…
Yarın dediğimiz şey,
Belki de hiç gelmeyecek bir misafir…
O yüzden şimdi…
Tam da bu an…
Sevdiklerine sarılmanın,
Kalbini olduğu gibi yaşamanın,
En doğru zamanı.
Çünkü hayat,
Bekletilmeyi sevmez.
Ve insan;
En çok geç kaldığında.
Anlar bunun kıymetini.
-Leyla Edinç
2025 Nisan, Florida
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın