Ne garip…
En çok sevdiklerimize,
En çok söylemek istediklerimizi,
Söyleyemiyoruz bazen.
Söylesek bile;
Ya zaman yanlış oluyor,
Ya da onlar duymuyor…
İçimizde biriken cümleler,
Sessizliğin en ağır yükü oluyor…
Ve biz, en çok içimizde konuşuyoruz.
En çok da susarken yoruluyoruz.
Güçlü görünmek…
Bir zırh gibi üzerimizde,
Ama aslında en büyük yalnızlığımız.
Çünkü herkes sanıyor ki;
“O’nun bana ihtiyacı yok!”…
Ve böyle böyle erteleniyoruz herkesin hayatında…
Hep biraz daha sonra…
O “sonra”lar
Hiç gelmeyen yarınlara dönüşüyor.
Ve bazı insanlar için
Gerçekten bir daha “yarın” olmuyor.
Hayat bizi yükselttikçe
Kalabalıklar azalıyor etrafımızda.
Başarı dedikleri şey,
Sessiz bir yalnızlık bırakıyor omzumuza.
Yapamadıklarını görenler,
Kendi eksiklerini
Bizim üzerimizden tamamlamaya çalışıyorlar.
Öfkelerini bize fırlatıyorlar,
Çamur gibi…
Ne kadar çok atarlarsa,
O kadar güçlü sandıkları bir dünyada yaşıyorlar.
Biz ise sadece susuyoruz.
Çünkü bazı cevaplar
Sözle değil, yürümeye devam ederek verilir.
Ben…
Kalbimdeki yaralarla birlikte
Hiç durmadan yürüdüm.
Her acıyı yanıma alıp
Her kırığı içime gömüp…
Ve öğrendim ki;
Bazı hikayelerde
Ne anlatan kalır,
Ne dinleyen…
Sadece yürüyen kalır.
-Leyla Edinç
Yorum Yap