Ve anladım ki,
Şiir bazen bir şairin kaleminden değil,
Denizin kıyısında birbirine değen iki çocukluğun Sessizliğinden doğar.
Biri suya avuçlarını bırakır,
Diğeri gökyüzünü izler,
İkisi de henüz bilmez
Zamanın kumdan kaleler yıktığını.
Dalgalar usulca gelir,
Çocukların kahkahalarını alıp sonsuzluğa taşır.
Kum, ayak izlerini siler,
Ama masumiyetin bıraktığı iz
Hiçbir gelgitte kaybolmaz.
Büyümek dedikleri şey,
Bir gün denizin kenarından kalkıp
Hayatın sert taşlarında yürümektir belki de.
O yüzden çocukluk,
Geri dönülen bir yer değil;
İçimizde usulca sızlayan en eski memlekettir.
Ve yıllar sonra
Bir fotoğraf düşer avuçlarımıza.
Bir anlığına zaman durur.
Ne deniz eskisi gibidir, ne çocuklar…
Ama o anın içindeki ışık hala yaşamaktadır.
Bazı güzellikler büyümez,
Yalnızca hatıraya dönüşür.
Ve hatıralar,
İnsanın ömrü boyunca içinde taşıdığı
En sessiz şiirlerdir.
Belki de Kavafis haklıydı…
“Önceki gün gözlerimin önünden geçen tek şiir, iki çocuğun güzelliğiydi.” derken…
Ve bazen bütün edebiyat,
İki çocuğun denizle oynarken
Henüz dünyanın yükünü tanımayan
O saf bakışlarında saklıdır.
-Leyla Edinç
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın