Londra’da Notting Hill’in o meşhur renkli evlerinin bulunduğu sokakta yürürken, Türkçe konuşan bir çifte rastladım. Yeni evli miydiler, yoksa uzun yıllardır birlikte miydiler bilmiyorum. Ancak o kadar yüksek sesle konuşuyorlardı ki, söylediklerini duymamak mümkün değildi. Erkek, kadının istediği fotoğrafları çekmeye çalışıyordu. “Biraz sağa geç”, “Hayır, yukarıdan çek”, “Olmadı”, “Tekrar çek”… Her talimatı sabırla yerine getiriyor, hiç itiraz etmeden yeniden deniyordu. Buna rağmen kadın, çekilen fotoğrafların hiçbirini beğenmiyor; zaman geçtikçe üslubu daha da sertleşiyor, kırıcı ve hatta zaman zaman aşağılayıcı ifadeler kullanıyordu. Erkek ise tek bir tepki vermeden, sadece onu memnun etmeye çalışıyordu.
Onları izlerken aklımdan şu soru geçti: Bu nasıl bir tatil? İnsanlar binlerce kilometre yol kat ederek yeni yerler görmek, anılar biriktirmek, birlikte gülmek ve yaşadıkları anın tadını çıkarmak için seyahat eder. Oysa burada yaşanan şey bambaşkaydı. Gezinin amacı, birlikte güzel vakit geçirmekten çıkmış; sosyal medyada paylaşılacak “kusursuz” birkaç kare yakalayabilmek uğruna stresli bir göreve dönüşmüştü.
Belki de asıl sorun buydu. Artık birçok insan yaşadığı anı yaşamaktan çok, o anın dışarıdan nasıl görüneceğiyle ilgileniyor. Gidilen yerden alınan keyif, yapılan sohbet, hissedilen mutluluk ikinci plana düşüyor. Öncelik; beğeniler, yorumlar ve başkalarının oluşturacağı algı oluyor. Oysa sosyal medyada görülen tek bir fotoğraf, o günün gerçeğini anlatmaz. Gülümseyen bir kare, birkaç dakika önce yaşanan tartışmayı; romantik görünen bir poz, arkasındaki gerginliği gizleyebilir.
En üzücü olan ise bunun ilişkilere yansımasıdır. Sürekli mükemmel görünme baskısı, çiftleri birbirlerine değil, görünmez bir seyirci kitlesine karşı yaşamaya itiyor. Sevdiği insanın gözlerinin içine bakmak yerine telefon ekranına; birlikte geçirilen zamana odaklanmak yerine paylaşılacak kareye önem veriliyor. Böyle olunca da anılar yaşanmıyor, sadece belgeleniyor. Belki yıllar sonra o fotoğraflara bakanlar, “Ne kadar mutlu bir çiftmiş.” diye düşünecek. Oysa ben, o fotoğrafların çekildiği birkaç dakikada mutsuzluğu, sabrı, gerginliği ve kaçırılan güzel anları gördüm.
Bazen en güzel anılar, hiç fotoğrafı olmayan anlardır. Çünkü gerçek mutluluk, başkalarının bizi nasıl gördüğünde değil; bizim o anı nasıl yaşadığımızdadır.
-Leyla Edinç
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın