Bir akşam düşsün masamıza…
Ne eksik olsun ne fazla.
Bir şişe rakı,
İki ince belli kadeh,
Ve fonda,
Eskimeyi reddeden bir şarkı…
Sen rakını sek içersin.
Kimseye benzemeden…
Buzun arkasına saklanmazsın,
Suyun ardına gizlenmezsin.
Hayat nasıl geldiyse üstüne,
Öyle içersin kederi de sevinci de…
Kadehini kaldırırken
Öyle uzun cümleler kurmazsın.
Bir bakışın yeter bazen,
Yarım kalmış bir ömrü anlatmaya.
Ben seni dinlerim…
Konuştuğun kadar,
Sustuklarını da…
Bir şarkı geçer içimizden,
Kimimizin gittiği,
Kimimizin kaldığı yıllardan…
Ne sen adını söylersin,
Ne ben sorarım.
Çünkü bazı yaralar,
İsmiyle değil,
Sessizliğiyle yaşar.
Sonra…
Öyle bir kahkaha atarsın ki,
Masa şaşırır.
Rakının hüznüne inat,
Geceye meydan okur.
Ben anlarım…
Acıyı en iyi tanıyanlar,
En güzel gülenlerdir.
Saat ilerler.
Muhabbet derinleşir.
Dünyayı kurtarırız biraz,
Kendimizi affederiz biraz,
Kaybettiklerimizi anar,
Bulamadıklarımızı gülerek uğurlarız.
Bir ara gözlerine dalarım.
Rakının değil,
İnsanın sarhoş eden tarafıdır o.
İçtikçe değil,
Baktıkça çoğalır.
Ve düşünürüm…
Belki Aşk,
El ele yürümek değildir.
Belki Aşk,
Rakıyı sek içen bir kadınla,
Aynı şarkıyı dinleyip,
Aynı sessizliği paylaşabilmektir.
Gece biter…
Kadehler boşalır.
Şarkılar susar.
Ama bazı insanlar,
Bir masadan kalkınca gitmez.
Bir koku olur,
Bir ezgi olur,
Bir anason nefesi olur,
İçinde kalır.
Ve sen…
Belki de ömrüm boyunca
İçtiğim en güzel kadehsin.
Ne beni sarhoş eden rakı,
Ne fondaki şarkı…
Beni en çok,
Karşımda oturup
Sek rakısını yudumlarken,
Hayata rağmen
Kahkaha atabilen
Bir kadın etkiler.
Çünkü bazı geceler unutulur…
Bazı masalar dağılır…
Ama bazı insanlar,
Bir kadeh rakı gibi,
Yıllar geçse de
Damağında değil,
Yüreğinde kalır…
-Leyla Edinç
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın