“Bana bir şey olursa, ilk arayacağım kişi annem.”…
İşte ebeveynlikte belki de en büyük başarı budur. Çocuğunuzun hata yapmaması değil, hata yaptığında, korktuğunda ya da kendini güvende hissetmediğinde size ulaşabilmesidir.
Çocuklarımıza Verebileceğimiz En Büyük Güven: “Ne Olursa Olsun Beni Arayabilirsin”…
Dün gece saat ikide telefonum çaldı. Arayan Boston’da yaşayan kızımdı. Arkadaşlarıyla dışarı çıkmış, biraz içmişlerdi ve eve dönmek için Uber çağırmıştı.
“Anne, eve gidene kadar benimle telefonda kalır mısın? Çok yorgunum. Saat onbirde ayrılsaydım iyi olurdu ama uzun süredir birlikte olmadığım arkadaşlarımla buluştuk. Sohbet güzeldi. Aslında çok içmedim ama yorgun olduğum için arabada uyuyabilirim ve başıma kötü bir şey gelmesini istemiyorum.” dedi.
Hiç düşünmeden “Tabii ki,” dedim ve yol boyunca onunla konuştum. Eve girip kapısını kilitlediğini duyana kadar telefonu kapatmadım.
O an düşündüm…
Bir anne olarak en büyük mutluluklardan biri, çocuğunuzun her durumda sizi arayabileceğini bilmesidir. Daha da önemlisi, onun da bunu biliyor olmasıdır.
Çocuk yetiştirirken çoğu zaman onlara doğruyu öğretmeye çalışıyoruz. Kötü alışkanlıklardan uzak durmalarını, dikkatli olmalarını, hata yapmamalarını istiyoruz. Ama hayatın gerçeği şu ki; her çocuk büyür, arkadaş edinir, yanlış kararlar verebilir, hayal kırıklıkları yaşayabilir ve bazen kendini zor durumlarda bulabilir.
İşte o anlarda önemli olan, çocuğunuzun aklından geçen ilk düşüncenin ne olduğudur.
“Annemi aramalıyım.”
Yoksa…
“Annem bunu öğrenirse bana çok kızar.”…
Bu iki düşünce arasındaki fark, yıllar içinde kurulan güven ilişkisidir.
Birçok genç, yaşadığı sorunları ailesinden saklıyor. Bunun nedeni çoğu zaman sevgisizlik değil; yargılanma korkusu, cezalandırılma endişesi ya da hayal kırıklığı yaratma düşüncesi.
Kötü bir karar verdiğinde,
Bir hata yaptığında,
Bir partide kendini güvende hissetmediğinde,
Bir ilişkide mutsuz olduğunda,
Arabası bozulduğunda,
Ya da sadece ağlamak istediğinde…
Eğer ailesinin tepkisinden korkuyorsa, yardım istemek yerine susmayı tercih edebiliyor.
Oysa çocuklarımızın bilmesi gereken en önemli şey şudur:
“Yanlış yapabilirsin.
Hata yapabilirsin.
Bazen düşebilirsin.
Ama ne olursa olsun, beni arayabilirsin.”…
Bu, yapılan her davranışı onaylamak anlamına gelmez. Anne-baba olmak sınırsız özgürlük vermek değildir. Elbette kurallar, sınırlar ve sorumluluklar olacaktır.
Ancak doğru zamanlama çok önemlidir.
Çocuk zor bir durumdayken önce onu güvende hissettirmek gerekir.
Nasihat sonra gelir.
Sorgulama sonra gelir.
Öfke zaten hiç kimseyi doğru yola götürmez.
Bir anne-babanın görevi sadece çocuklarını korumak değildir. Aynı zamanda onların, başlarına bir şey geldiğinde sığınabilecekleri en güvenli liman olmaktır.
Çocuklar büyür.
Başka şehirlere taşınırlar.
Üniversiteye giderler.
İş hayatına atılırlar.
Kendi ailelerini kurarlar.
Ama hangi yaşta olurlarsa olsunlar, eğer korktuklarında, yorulduklarında ya da kendilerini yalnız hissettiklerinde telefonun diğer ucunda anne ve babalarının olacağını biliyorlarsa, dünyaya daha güçlü adımlarla yürürler.
Dün gece kızım benden bir iyilik istemedi.
Bana güvenini emanet etti.
Ben de düşündüm ki; çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras, maddi şeyler değil.
Onlara, hayatın hangi döneminde olurlarsa olsunlar, hangi hatayı yapmış olurlarsa olsunlar, hangi saatte ararlarsa arasınlar duyacakları şu cümledir:
“Ben buradayım.
Önce senin güvende olmanı istiyorum.
Gerisini birlikte çözeriz.”
Belki de ebeveynliğin en güzel yanı budur.
Çocuklarımızın kusursuz insanlar olması değil…
Hayatın en zor anlarında bile eve giden yolu ve arayacakları ilk numarayı hiç unutmamalarıdır.
Çocuklar en çok kuralları değil, koşulsuz kabul göreceklerini bildikleri ilişkileri hatırlarlar. Çünkü onları hayattaki tehlikelerden koruyan sadece verilen öğütler değil, gerektiğinde yardım isteyebileceklerini bilmeleridir.
-Leyla Edinç
YORUMLAR - 0
Yorumunuzu yazın